Doğa çoğu zaman serttir. Hayatta kalmak, mücadele etmek, güçlü olmak üzerine kuruludur. Ama bazen, tüm bu sertliğin ortasında insanın içini yumuşatan küçük ayrıntılar çıkar karşımıza. Sincapların çiçeklere olan ilgisi de tam olarak böyle bir detaydır.
Sincaplar yalnızca sevimli kuyrukları ve çevik hareketleriyle değil, davranışlarıyla da dikkat çeken canlılardır. Araştırmalar ve gözlemler, sincapların çiçeklere karşı özel bir ilgi duyduğunu ortaya koyuyor. Ancak onları doğadaki diğer canlılardan ayıran asıl özellik, sevdiklerine çiçek veren bilinen tek hayvan olmalarıdır.
Bir sincap, hoşlandığı ya da bağ kurduğu başka bir sincaba yiyecek yerine bir çiçek uzattığında, bu davranışın biyolojik bir zorunluluktan çok duygusal bir anlam taşıdığı düşünülür. Ne karın doyurur, ne barınak sağlar… Ama bir mesaj verir. Sessiz, sade ve gösterişsiz bir mesaj: “Sen özelsin.”
İnsanlar için çiçek, yüzyıllardır sevginin, özlemin, barışın ve zarafetin simgesidir. İlginçtir ki bu anlam, yalnızca insanlara özgü değildir. Sincaplar da çiçeği bir iletişim aracı olarak kullanır. Ne ses çıkarırlar ne de karmaşık davranışlara girerler. Küçük bir çiçek yeterlidir.
Belki de bu yüzden sincapların bu davranışı bize fazlasıyla tanıdık gelir. Çünkü biz de çoğu zaman en güçlü duygularımızı en sade jestlerle anlatırız. Büyük cümleler kurmak yerine küçük ama anlamlı bir dokunuş seçeriz. Sincapların yaptığı da tam olarak budur.
Doğaya baktığımızda, sevgiyi yalnızca hayatta kalma içgüdüsüyle açıklamanın mümkün olmadığını görürüz. Sincapların çiçek vermesi, doğanın da incelikli bir dili olduğunu hatırlatır bize. Gürültüsüz, reklamsız, beklentisiz…
Belki de insanın doğadan öğreneceği en önemli derslerden biri budur: Sevmek için her zaman büyük şeylere gerek yoktur. Bazen bir çiçek yeterlidir. Ve bazen, bunu bize bir sincap öğretir.

YORUMLAR