Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Şiddetin Gölgesinde Kaybolan Vicdanımız

Son günlerde yaşadığımız her olay, Türkiye’nin vicdanında derin bir yara açıyor balım. Bir bakıyorsun otizmli bir genç sokak ortasında darbediliyor, bir bakıyorsun sıradan bir trafik kazasında bile insanların öfkesi, merhamet duygusunun önüne geçiyor. Her yeni haber, toplumsal şiddetin artık istisna değil, neredeyse günlük rutine dönüşmeye başladığını acı bir şekilde hatırlatıyor.

Şiddet dediğimiz şey, sadece fiziksel darbelerden oluşmuyor müdürüm. Bir bakışla, bir sözle, bir davranışla da insanın içini acıtan, ruhunu ezen bir yönü var. Ama özellikle son dönemde gördüğümüz tablo, artık “öfke patlaması” seviyesinde bile değil; vicdan yoksunluğunun, empati kaybının ve toplumsal çözülmenin acı bir yansıması.

Peki bu hale nasıl geldik?
Sosyal medya öfkesinin, ekonomik baskıların, sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün birleştiği bir atmosferde yaşıyoruz. Kimse dinlemiyor, kimse anlamaya çalışmıyor. En küçük tartışma bir anda kavga, bir uyarı bir anda saldırıya dönüşüyor. Toplumun sinir uçları sürekli açık, herkes tetikte. İnsanlar, birbirini düşman gibi görüyor adeta.

En acısı da şu balım: Şiddet olaylarının failleri çoğu zaman pişmanlık bile duymuyor. Çünkü “bir şey olmaz” kültürü, cezaların caydırıcılığını zayıflatan anlayışlar, bu insanlara adeta cesaret veriyor. Oysa hukuk, adalet ve toplumsal vicdan aynı anda çalışmadığında, şiddetin kendine daha büyük bir alan bulması kaçınılmaz hale geliyor.

Burada en çok canımı acıtan şey ne biliyor musun müdürüm?
Şiddete maruz kalanların çoğunun “savunmasız” olması. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, engelli bireyler… Yani toplum olarak en çok korumamız gereken insanlar. Merhamet duygusu bir toplumun en temel mayasıdır. Maya bozulursa, ekmek kabarmaz. Bizim toplumun mayasında bir bozulma var sanki balım.

Ama yine de umutsuz değilim. Çünkü iyiliği ayakta tutan insanlar hâlâ var. Bir kazada yaralı haldeyken bile “Ablam korkma, ben iyiyim, çocuğa su içirin” diyebilen o motosiklet sürücüsü gibi… Şiddetin ortasında bile insanlığı hatırlatan bu cümle, belki de günlerdir okuduğumuz en değerli haber cümlesiydi.

Şiddeti durdurmak için büyük laflar etmeye gerek yok aslında.
Birbirimizi anlamaya çalışsak…
Öfkemizi kontrol etsek…
Vicdanı yeniden hatırlasak…

Toplum olarak en çok buna ihtiyacımız var.

Bu ülke, merhametiyle güzeldi balım. O merhametin yeniden filizlenmesine izin vermeliyiz. Çünkü şiddet sadece bir kişiye değil, hepimize zarar veriyor. Hepimizin geleceğini karartıyor. Ve unutma: Şiddetin olduğu yerde adalet nefes alamaz, huzur yeşermez.

O yüzden bugün bir kez daha kendimize soralım sevgili okuyucularım:
Biz nasıl bir toplum olmak istiyoruz?

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 2 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER