Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Melih Kadir Efe

Masum Görünen Cihazlar Neden Alev Alıyor

Şanlıurfa’dan gelen o görüntüyü izlerken insanın içi ürperiyor. Küçük bir tamir dükkânı, sıradan bir gün, şarjda bırakılmış bir telefon… Ve bir anda alev alan bir cihaz. Yanında oturan küçük bir çocuk. Birkaç saniye daha geç kalınsa belki de bugün çok daha ağır bir tabloyu konuşuyor olacaktık. Bu olay “ucuz atlatıldı” deyip geçilecek türden değil. Aksine, hepimizin cebinde taşıdığı, başucunda şarj ettiği, çocukların eline verdiği o cihazlara yeniden bakmamız gereken bir uyarı.

Şimdi dürüst olalım. Hangimiz telefonumuzu gece boyunca şarjda bırakmıyoruz? Hangimiz yatağın kenarında, koltuğun üstünde, hatta bazen yastığın dibinde telefonla uyumuyoruz? Birçoğumuz için telefon artık sadece bir iletişim aracı değil; adeta hayatımızın uzantısı. Ama işte tam da bu yüzden tehlikeyi küçümsüyoruz. Çünkü alıştık. Çünkü her gün oluyor ve çoğu zaman bir şey olmuyor.

Ama “çoğu zaman” demek, “hiç olmayacak” demek değil.

Bu tür olaylar genelde “nadir” diye geçiştiriliyor. Oysa son yıllarda haber arşivine bakıldığında şarjda alev alan, patlayan ya da duman çıkaran telefon vakalarının hiç de az olmadığı görülüyor. Özellikle bataryası değişmiş, tamir görmüş ya da orijinal olmayan parça kullanılmış cihazlarda risk çok daha yüksek. Ve bu risk, çoğu zaman fark edilmeden büyüyor. Çünkü kullanıcı dışarıdan bakınca hiçbir anormallik görmüyor.

Bir de işin görünmeyen tarafı var. Telefon bataryaları aslında küçük birer enerji bombası. İçlerinde ciddi bir kimyasal reaksiyon gerçekleşiyor. Isınma, darbe, üretim hatası ya da kalitesiz parça kullanımı bu sistemi bozduğunda sonuç çok hızlı ve çok tehlikeli olabiliyor. Yani olay “telefon bir anda yandı” diye anlatılıyor ama aslında bu, uzun süredir biriken bir riskin patlaması.

Daha da düşündürücü olan şu: Bu cihazlar artık sadece yetişkinlerin değil, çocukların da elinde. O görüntüdeki küçük çocuk belki ne olduğunu bile anlayamadı. Ama biz anlamak zorundayız. Çünkü o çocuklar telefonun riskini bilmiyor, biz biliyoruz. Ya da bilmemiz gerekiyor.

Peki biz ne yapıyoruz? Şarjda bırakıp evden çıkıyoruz. Uyumadan önce prize takıyoruz. Kılıfını çıkarmadan, ısındığını fark etmeden kullanmaya devam ediyoruz. Hatta bazen şişmiş bataryayı bile “idare eder” diyerek kullanıyoruz. Sonra bir gün böyle bir haber karşımıza çıkıyor ve birkaç dakika konuşup unutuyoruz.

Asıl sorun da burada başlıyor: Unutmak.

Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, evet. Ama aynı zamanda yeni riskler de getiriyor. Ve bu riskler, alışkanlıklarımızla birleştiğinde daha tehlikeli hale geliyor. Bir telefonu şarj etmek dünyanın en sıradan işi gibi görünebilir ama yanlış koşullarda bu sıradanlık bir anda paniğe dönüşebiliyor.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Biz teknolojiyi mi kontrol ediyoruz, yoksa o mu bizi rehavete sürüklüyor?

Şanlıurfa’daki o dükkânda çalışanların hızlı müdahalesi büyük bir felaketi önledi. Ama her olayda bu kadar şanslı olunmayabilir. Çünkü ateş, saniyeler içinde büyür; ihmal ise genelde sessiz ilerler.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 8 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER