Türk yargısının önüne gelen bazı savunmalar vardır ki yıllardır değişmez. Suç değişir, sanık değişir, şehir değişir ama savunma hep aynıdır. Son yılların en ilginç ve en sık duyulan bahanelerinden biri de şu: “Hırsızlık yapmak için girmedim, sadece uyumak ve dinlenmek için girdim.”
İlk duyulduğunda insanın aklına şu soru geliyor: Madem dinlenmek istiyordun, neden kendi evine değil de tanımadığın birinin evine girdin?
Üstelik çoğu olayda kapılar zorlanmış, pencereler kırılmış, duvarlar aşılmış oluyor. Bazı durumlarda sanığın üzerinde levye, tornavida, eldiven ya da maske bulunuyor. Buna rağmen ortaya çıkan savunma değişmiyor: “Ben sadece uyuyacaktım.”
Aslında burada mesele sadece bir savunma değil. Toplumun aklıyla alay etmeye dönüşen bir yaklaşım söz konusu. Çünkü hukuk, sadece kanun maddelerine değil hayatın olağan akışına da bakar. Normal şartlarda hiç kimse tanımadığı bir insanın evine izinsiz girip geceyi geçirmek istemez. Hele ki bunun için kapı kırmayı, pencere zorlamayı göze almaz.
Yargıtay’ın son kararı da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Mahkemeler artık ezberlenmiş bahaneler yerine somut delillere bakıyor. Olay yerindeki izler, sanığın hareketleri, giriş şekli ve elde edilen bulgular değerlendiriliyor. Eğer tüm deliller hırsızlık kastını gösteriyorsa, sonradan ortaya atılan “uyumak için girdim” savunmasının hukuki bir karşılığı kalmıyor.
Burada önemli olan bir başka nokta da mağdurun yaşadığı travma. Ev dediğimiz yer insanların kendini güvende hissettiği özel alanıdır. Bir yabancının izinsiz şekilde o alana girmesi bile başlı başına ciddi bir ihlaldir. O evde yaşayan insanlar belki yıllarca o korkuyu unutamayacak. Bu nedenle mesele sadece çalınan eşyanın değeriyle ölçülemez.
Toplumda suçla mücadele konusunda en büyük beklenti, adaletin net ve kararlı şekilde işlemesidir. Yargıtay’ın verdiği bu karar da tam olarak bu mesajı veriyor: Deliller ortadaysa, hayatın olağan akışına aykırı savunmalar ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Çünkü hukuk, masallarla değil gerçeklerle hüküm verir. Ve bazen bir cümlelik savunma, kırılan bir kapının, korkuya kapılan bir ailenin ve somut delillerin karşısında hiçbir anlam taşımaz.

YORUMLAR