Toplumun en eski ritüellerinden biri. Saygı, nezaket, ölçü ve incelik üzerine kurulması gereken bir buluşma. Ama gel gör ki, bazı gelenekler artık mizah ile kabalık arasındaki ince çizgiyi çoktan aşmış durumda.
Son olayda damat adayının önüne konulan kahvenin içinde tuz değil, doğrudan bulaşık deterjanı var. Ve evet, damat adayı bu “şakaya” dayanamayarak kahveyi püskürtüyor. Kimine göre komik, kimine göre unutulmaz bir an. Ama açık konuşalım: Bu bir şaka değil, bu ölçüsüzlük.
Şaka mı, saygısızlık mı?
Tuzlu kahve geleneği yıllardır vardır. Amaç damadın sabrını ölçmek, biraz da ortamı yumuşatmaktır. Ancak burada yapılan şey sabır sınamak değil, insanın sağlığıyla oynamak. Bulaşık deterjanı içeren bir sıvıyı birine sunmak, hangi “gelenek” başlığı altında açıklanabilir?
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Gelenekler, insanı küçük düşürme hakkı verir mi?
Gülmek için mi, aşağılamak için mi?
Sosyal medyada bu tarz görüntüler hızla yayılıyor. Altına da “çok güldük”, “efsane kayınvalide”, “damat sınavı geçti mi?” gibi yorumlar geliyor. Oysa ortada gülecek bir durum yok. Çünkü burada kahkaha atılan şey, bir insanın rahatsızlığı ve zor durumda kalışı.
Toplum olarak eğlenmeyi bazen yanlış yerden öğreniyoruz. Birini utandırmak, zor durumda bırakmak ya da sağlığıyla oynamak eğlence değildir. Bu, sadece empati eksikliğidir.
Gelenekler evrilmeli
Hiçbir gelenek dokunulmaz değildir. Zaman değişir, insanlar değişir, anlayış değişir. Değişmeyen tek şey saygı olmalıdır. Eğer bir gelenek, insanı incitmeye başladıysa, artık o gelenek değil alışkanlık haline gelmiş bir yanlıştır.
Kız isteme merasimi; iki ailenin tanıştığı, saygının ve zarafetin ön planda olması gereken bir an olmalı. Deterjanlı kahveyle değil, samimiyetle hatırlanmalı.

YORUMLAR