Kayseri’de yaşanan olay hepimizi düşündürmeli. Park halindeki bir araçta unutulan 10 aylık bir bebek, itfaiye ekiplerinin zamanında müdahalesi sayesinde kurtarıldı. Birkaç dakika daha geç kalınsaydı bugün çok daha acı bir tabloyu konuşuyor olabilirdik.
Ancak olayın ardından yaşananlar, en az bebeğin araçta unutulması kadar dikkat çekiciydi.
Görevini yapan gazeteciler olay yerinde görüntü almaya çalışırken, bebeğin annesi ve yakınları tarafından saldırıya uğradı, tehdit edildi ve kameralarına müdahale edildi. İşte burada durup düşünmek gerekiyor.
Elbette her anne baba hata yapabilir. İnsanlık hali denilerek geçiştirilebilecek birçok olay vardır. Ancak ortada bir bebeğin hayatını riske atan ciddi bir ihmal söz konusuysa, bunun haber değeri taşıdığı da açıktır. Basın mensupları da kamu adına görev yaparak yaşananları kayıt altına almaktadır.
Toplum olarak ne yazık ki son yıllarda hatayla yüzleşmek yerine öfkeyi yanlış kişilere yöneltme alışkanlığı geliştirdik. Olayın sorumluluğunu sorgulamak yerine kameraya saldırıyor, eleştiriyi susturmaya çalışıyoruz. Oysa gazeteci olayın nedeni değil, tanığıdır.
Bir başka önemli konu ise araçlarda unutulan çocuk vakalarının giderek artmasıdır. Her yaz benzer haberlerle karşılaşıyoruz. Sıcak havalarda kapalı bir araç birkaç dakika içinde ölümcül bir ortama dönüşebiliyor. Uzmanlar defalarca uyarıyor; çocuklar hiçbir koşulda araç içerisinde yalnız bırakılmamalı.
Bu olayda sevindirici olan tek şey, bebeğin sağ salim kurtarılmış olmasıdır. Ancak yaşananlardan çıkarılması gereken ders yalnızca ebeveynlere yönelik değildir. Aynı zamanda basın özgürlüğü, kamuoyunun haber alma hakkı ve görevini yapan gazetecilere yönelik tahammülsüzlük konusunda da hepimize önemli mesajlar vermektedir.
Asıl mesele kameraların orada olması değil, itfaiyenin bir bebeği kurtarmak için aracın camını kırmak zorunda kalmasıdır. Asıl konuşulması gereken de budur.

YORUMLAR