Bazen bir şehirde yaşanan küçük bir olay, aslında hepimizin içinde büyüyen büyük bir gerçeği yüzümüze vurur. İzmir’in Buca ilçesinde yaşanan bu hikâye de tam olarak böyle.
76 yaşında bir kadın… Yeni taşındığı bir mahalle… Bildiğini sandığı sokaklar, bir anda yabancılaşıyor. İlaçlarını almak için çıktığı evinin yolunu geri bulamıyor. Panik, korku, çaresizlik… Hepimizin bir gün yaşayabileceği o anlardan biri.
Ve tam da o noktada, devreye bir insan giriyor.
Bir taksi şoförü.
Adı Volkan Gökbaş. Ama aslında bu hikâyede önemli olan isim değil, yapılan şey. Çünkü o gün o direksiyonun başında sadece bir şoför değil, bir vicdan oturuyordu.
Yaşlı kadının “param yok” demesi, onun için bir engel olmadı. Çünkü bazı insanlar için mesele para değildir. Mesele, insan kalabilmektir.
Bugün hepimiz bir yerlere yetişme telaşındayız. Trafikte sabırsız, hayatta yorgun, insanlara karşı mesafeliyiz. Yardım etmek çoğu zaman ikinci plana atılıyor. Hatta bazen görmezden gelmek daha kolay geliyor. Çünkü kimse sorumluluk almak istemiyor.
Ama işte tam da bu yüzden, böyle hikâyeler bu kadar değerli.
Volkan Gökbaş’ın yaptığı şey aslında “olağanüstü” değil. Ama ne yazık ki artık “olağan” da değil.
Bir yaşlıyı evine bırakmak… Birini sakinleştirmek… Bir insanın korkusunu paylaşmak… Bunlar olması gereken şeylerdi. Ama bugün geldiğimiz noktada, bu davranışlar haber oluyor.
Bu bize neyi gösteriyor biliyor musunuz?
İyilik azaldıkça, değeri artıyor.
Gökbaş’ın “Allah’ın karşıma çıkardığı bir fırsat” demesi de ayrı bir ders aslında. Çünkü bazı insanlar yardım etmeyi bir yük değil, bir şans olarak görür. Ve o insanlar, toplumun görünmeyen kahramanlarıdır.
Bir de şu var…
Toplumda bazı mesleklere karşı önyargılar oluşur. Taksiciler de bunlardan biri. Ama işte bir kişi çıkar, yaptığıyla tüm algıyı değiştirir. İnsanlara “Hâlâ iyi insanlar var” dedirtir.
Belki de en çok buna ihtiyacımız var.

YORUMLAR