Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Bir İnsan 40 Yıl Memleketinden Uzak Kalmalı mı?

Bazen bir haberin içinde rakamlar vardır. Kırk yıl… Yetmiş yedi yaş… Felçli bir beden… Ve tek bir cümle: “Tek isteğim Türkiye beni alsın.”

Sivas’ın Gürün ilçesinden yıllar önce ekmek, umut ya da başka bir hayat arayışıyla yola çıkan Ali Baybaş’ın hikâyesi, sadece bir gurbet öyküsü değil. Aynı zamanda yılların, ihmallerin, hukuki çıkmazların ve insanın memleket hasretinin ağır bir tablosu.

İddialara göre hakkında açılan bir davaya katılamadığı için Suudi Arabistan’dan çıkamayan Baybaş, yaklaşık 40 yıldır Mekke’de yaşam mücadelesi veriyor. Bugün ise sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Felçli olduğunu, düştüğü için başından yaralandığını anlatıyor. En acısı ise bütün bu yaşanmışlığın ardından kurduğu tek cümle: “Türkiye beni alsın.”

Bu noktada mesele sadece hukuki bir dosya olmaktan çıkıyor. Ortada yaşlı, hasta ve ülkesine dönmek isteyen bir insan var. Elbette hukuki süreçlerin kendine özgü kuralları vardır. Ancak devletlerin en önemli görevlerinden biri de vatandaşlarının zor zamanlarında yanında olmaktır. Özellikle yaşlılık ve sağlık gibi insani konular söz konusu olduğunda diplomatik girişimlerin daha da önem kazandığı unutulmamalıdır.

Yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı için bu tür haberler aynı zamanda bir güven duygusunu da ilgilendiriyor. İnsanlar, nerede olurlarsa olsunlar devletlerinin kendilerine ulaşabileceğini ve zor günlerinde yalnız bırakılmayacaklarını bilmek ister.

Ali Baybaş’ın anlattıkları elbette ilgili kurumlar tarafından tüm yönleriyle incelenmeli, hukuki süreç ve iddialar titizlikle değerlendirilmelidir. Ancak gerçek olan bir şey var ki; yıllardır memleketinden uzak yaşayan, sağlık sorunlarıyla mücadele eden bir insanın yardım çağrısı kamuoyunun vicdanında karşılık buluyor.

Bazen bir ülkeye dönüş, sadece bir uçak bileti değildir. Bir insan için çocukluğuna, toprağına, sevdiklerine ve son umutlarına kavuşmak anlamına gelir.

Umarız bu çağrı karşılıksız kalmaz ve hem hukuki hem de insani boyutları gözetilerek en doğru çözüm bulunur. Çünkü bazı hikâyeler, sadece haber sayfalarında okunup geçilecek kadar sıradan değildir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 + 1 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER