Hastaneler umut kapısıdır. İnsanlar en zor anlarında, acı içinde, korkuyla ve çaresizlikle sağlık kuruluşlarına gider. Kapıda onları karşılayan doktor, hemşire, paramedik, teknisyen ya da diğer sağlık çalışanları ise o umudu ayakta tutmaya çalışan insanlardır. Ne yazık ki son yıllarda bu umut kapıları, şiddet haberleriyle anılır hale geldi.
Neredeyse her hafta bir sağlık çalışanının darbedildiğini, tehdit edildiğini ya da görevini yaparken hakarete uğradığını okuyoruz. Kimi zaman acil serviste, kimi zaman poliklinikte, kimi zaman ambulansın içinde… Görevini yerine getirmeye çalışan insanların şiddetin hedefi olması, sadece bireysel bir sorun değil; toplumun tamamını ilgilendiren ciddi bir güvenlik ve vicdan meselesidir.
Elbette hastanelere gelen vatandaşların büyük bölümü zor bir psikoloji içindedir. Yakınının sağlığı için endişelenen, saatlerce bekleyen ya da kötü bir haber alma korkusu yaşayan insanların öfkesi anlaşılabilir. Ancak hiçbir gerekçe, şiddeti meşru kılamaz. Öfke, yumruk atma hakkı vermez. Beklemek, hakaret etme özgürlüğü sağlamaz. Çünkü şiddetin kazananı yoktur.
Bir doktora atılan yumruk, sadece o doktora değildir. Bir hemşireye edilen tehdit, yalnızca o hemşireyi hedef almaz. O saldırı, sağlık sistemine, insan hayatına ve toplumun ortak değerlerine yönelmiş bir saldırıdır. Şiddetin yaşandığı bir ortamda ne sağlık çalışanı huzur içinde görev yapabilir ne de hasta güven içinde hizmet alabilir.
Sağlık çalışanları da insandır. Onlar da yorulur, üzülür, hata yapmamak için büyük bir baskı altında çalışır. Uzun nöbetler tutar, ailesinden uzak kalır, salgınlarda kendi sağlığını ikinci plana atar. Pandemi döneminde onları alkışlayan toplumun, bugün aynı fedakârlığı gösteren insanlara sahip çıkması gerekir.
Bu sorunun çözümü yalnızca cezaların artırılmasıyla sınırlı olmamalıdır. Caydırıcı yaptırımlar elbette önemlidir. Ancak aynı zamanda sağlıkta iletişimin güçlendirilmesi, hastanelerde güvenlik önlemlerinin artırılması, toplumsal farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması ve şiddeti normalleştiren anlayışın tamamen reddedilmesi gerekir.
Unutmamalıyız ki bir gün hepimiz bir hastanenin kapısını çalacağız. O kapının ardında bize yardım edecek insanların korkuyla değil, güvenle görev yapmasını istiyorsak bugün sessiz kalmamalıyız.
Çünkü beyaz önlüğe uzanan her el, aslında toplumun vicdanına uzanmıştır. Sağlık çalışanlarını korumak, sadece onların hakkını savunmak değil; insan hayatına, emeğe ve geleceğimize sahip çıkmaktır.

YORUMLAR