Ünlü iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Karatay Sözü kanalında yaptığı açıklamalarda toplumda sık görülen yorgunluk ve halsizlik sorununa dikkat çekti. Karatay, geçmeyen yorgunluğun temelinde vitamin ve mineral eksiklikleri, susuzluk, tuzsuzluk ve yanlış beslenme alışkanlıklarının yattığını söyledi.
Yorgunluk Sadece Fiziksel Değil
Karatay’a göre yorgunluk yalnızca fiziksel bir durum değil. Mental ve ruhsal yorgunluk da hücrelerin sağlıklı çalışmamasıyla bağlantılı. Vücuda dışarıdan giren ve hücrelerin kullanamadığı zararlı maddelerin hücre fonksiyonlarını bozduğunu belirten Karatay, bu durumun beyin bulanıklığına kadar uzanabildiğini ifade etti.
Hücrelerin enerji üretiminde yaşanan aksaklıkların, uzun süreli halsizlik şikayetlerinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı.

Vitamin ve Mineral Eksiklikleri Alarm Veriyor
Karatay, özellikle B vitaminlerinin enerji üretiminde kritik rol oynadığını söyledi. Muayene ettiği birçok hastada folik asit eksikliği tespit ettiğini belirten uzman isim, folik asidin enerji metabolizması için hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Demir eksikliğinin de ciddi yorgunluğa yol açtığını belirten Karatay, özellikle doğum sonrası emziren annelerde ve sık adet gören kadınlarda kansızlığın yaygın olduğunu söyledi. Ameliyat sonrası kan kaybının da halsizlik sebebi olduğuna dikkat çekti.
D vitamini eksikliği, magnezyum yetersizliği ve iyot eksikliği de Karatay’ın üzerinde durduğu diğer önemli başlıklar arasında yer aldı.
Susuzluk ve Tuzsuzluk En Büyük Sebeplerden
Canan Karatay, yorgunluğun en basit ama en sık gözden kaçan nedenlerinden birinin susuzluk ve tuzsuzluk olduğunu ifade etti. Burada sofra tuzu değil, kristal kaya tuzu ve doğal minerallerden bahsettiğini özellikle vurguladı.
Vücudun sağlıklı çalışabilmesi için dengeli mineral alımının şart olduğunu söyleyen Karatay, bazı ilaçların vücuttan tuz ve su atarak halsizliğe neden olabileceğini belirtti. Tuz kaybının özellikle yaşlılarda baş dönmesi ve düşmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.

Yanlış Diyetler Yorgunluğu Artırıyor
Kilo verme amacıyla yapılan aç kalma ve susuz kalma temelli diyetlerin büyük risk taşıdığını belirten Karatay, doğal yağ ve protein eksikliğinin hücrelerin enerji üretimini düşürdüğünü söyledi.
Vücudun yaklaşık 30 farklı yağ asidine ihtiyaç duyduğunu belirten Karatay, sağlıklı yağlardan korkulmaması gerektiğini ifade etti. Soğuk sıkım zeytinyağı ve tereyağının yorgunluğu azaltmada etkili olduğunu savundu.
Şeker ve Yapay Tatlandırıcı Uyarısı
Yorgunluğun önemli sebeplerinden birinin de kan şekerinin yükselmesi olduğunu söyleyen Karatay, şekeri “en tatlı zehir” olarak tanımladı. Aspartam ve glutamat gibi yapay katkı maddelerinin hücre zarını ve mitokondrileri olumsuz etkilediğini belirtti.
Mitokondrilerin hücrenin enerji fabrikaları olduğunu hatırlatan Karatay, oksijen olmadan enerji üretilemeyeceğini vurguladı.
Oksijen, Hareket ve Açık Hava Vurgusu
Hareketsiz yaşamın yorgunluğu artırdığını belirten Karatay, açık havada düzenli yürüyüş yapılmasını önerdi. Deniz suyunun ve yüzmenin de önemli olduğunu ifade etti. Kapalı alanlarda uzun süre kalmanın oksijen eksikliğine yol açabileceğini söyledi.
Stres, uykusuzluk ve panik atak gibi durumların da halsizliği artırdığını belirten Karatay, düzenli ve kaliteli uykunun şart olduğunu dile getirdi.
Magnezyum ve Bağırsak Sağlığı Önemli
Uyku kalitesi için magnezyumun önemine değinen Karatay, magnezyumun hem uykuyu düzenlediğini hem de kabızlığı önlediğini söyledi. Bağırsakların sağlıklı çalışmaması durumunda yorgunluğun geçmeyeceğini vurguladı.
Fermente gıdaların, özellikle turşu ve turşu suyunun bağırsak sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Karatay, lahana ve brokoli turşularını örnek gösterdi.
İleri Yaşlarda Emilim Sorunu
İleri yaşlarda bağırsak emiliminin azaldığını belirten Karatay, yalnızca yemek yemenin yeterli olmadığını, alınan besinlerin ne kadar emildiğinin de önemli olduğunu söyledi. Bu nedenle vitamin ve mineral düzeylerinin takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Sıla Solaklar VERİM
