Köprünün geçmişi Frigyalılar dönemine kadar uzanıyor. M.Ö. 6. yüzyılda su kemeri olarak inşa edilen Clandras Köprüsü, zarif taş kemeriyle günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış nadir yapılardan biri. Döneminin mühendislik bilgisini yansıtan bu yapı, hemen yanındaki şelaleyle birlikte tarih ve doğayı aynı karede buluşturuyor. Taş duvarların gölgesinde yürüyüş yapmak ya da şelalenin sesi eşliğinde dinlenmek, ziyaretçilere adeta zihinsel bir mola sunuyor.

Bandırma’dan Keyifli Bir Yolculuk
Bandırma’dan yola çıkanlar için yaklaşık 200 kilometrelik bir mesafe söz konusu. Özel araçla ortalama 2 saat 15 dakikada ulaşılabilen köprüye giderken, yol boyunca doğayla iç içe manzaralar eşlik ediyor. Uşak’ın Karahallı ilçesine bağlı Alfaklar Köyü yakınlarında bulunan Clandras Köprüsü, özellikle bahar ve yaz aylarında doğaseverlerin uğrak noktası haline geliyor.
Ziyaretçiler İçin Küçük Hatırlatmalar
Clandras Köprüsü çevresinde herhangi bir tesis ya da işletme bulunmadığı için ziyaretçilerin hazırlıklı gelmesi öneriliyor. Su, atıştırmalık, güneşten korunmak için şapka ve krem ile oturmak için küçük bir örtü işinizi kolaylaştıracaktır. Gölet çevresinde piknik yapmak mümkün ancak doğanın korunması adına çevre temizliğine özen gösterilmesi büyük önem taşıyor. Gün batımı saatlerinde köprünün arkasında oluşan ışık oyunları ise fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunuyor.

Huzur Arayanlara Sessiz Bir Rota
Kalabalıktan uzak, gürültüsüz ve dingin… Clandras Köprüsü, zamana direnen taşları, şelalenin huzur veren sesi ve doğanın sakinliğiyle öne çıkıyor. Bandırma’ya bu kadar yakın olmasına rağmen hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bu özel nokta, hem tarih hem de doğa yolculuğunu bir arada yaşamak isteyenler için unutulmaz bir durak olmaya aday.
Serpil ADAK
