Dünya genelinde her bir elektrikli araca düşen şarj gücü ortalama 2,8 kW iken, Avrupa Birliği ortalaması 2,6 kW seviyesinde bulunuyor. Türkiye’nin 8,53 kW’lık performansı, altyapının etkinliği bakımından sayısal değil oransal ölçekte de önemli bir avantaja işaret ediyor. Uzmanlar, istasyon sayısından ziyade araç başına düşen toplam güç miktarının, elektriklilerin günlük kullanımında ve yoğun dönemlerde sistemin dayanıklılığında daha belirleyici olduğunu vurguluyor.
Haziran sonu itibarıyla Türkiye’de hızlı (DC) şarj soket sayısı 13.290, yavaş (AC) şarj soket sayısı ise 18.143’e ulaştı. Toplamda 31.433 bağlantı noktasıyla Türkiye, AB ortalamasının iki katından fazla hızlı ve ultra hızlı şarj ünitesi bulunduruyor. Ultra hızlı (150 kW üzeri) kapasitedeki şarj cihazları bakımından ise Norveç’ten sonra en güçlü ikinci altyapıya sahibiz.
Kamuya açık tüm şarj istasyonlarının birleşik gücü, artık 2.285 MW seviyesinde. Bu sayı, elektrikli araç kullanımının yaygınlaştığı günümüzde önemli bir eşik olarak görülüyor. Hem kent içi sürüşlerde hem uzun yoldaki enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında altyapı eksikliğinin önüne geçmeyi amaçlayan bu kapasite, Türkiye’nin temiz ulaşım hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynayacak.
Analistler, hızlı şarj ünitesi entegrasyonunun artmasının, aynı anda daha fazla araca hizmet verilmesini sağlayarak kullanıcı deneyimini iyileştireceğini belirtiyor. Türkiye’nin mevcut performansı, önümüzdeki dönemde hem kamu yatırımlarını hem de özel sektör girişimlerini teşvik edecek önemli bir referans değeri sunuyor. Bu sayede elektrikli araç sahipleri, kısa sürede ve güvenle enerji ikmali yapabilecek; Türkiye de sürdürülebilir ulaşımda dünya standartlarına erişme hedefine bir adım daha yaklaşacak.
HABER MERKEZİ
