Takvim yaprakları her 14 Ocak’ı gösterdiğinde, bu toprakların hafızasında sessiz ama derin bir sızı yeniden canlanır. Çünkü 14 Ocak, yalnızca bir ölüm yıl dönümü değildir. 14 Ocak, bir annenin aramızdan ayrılışının; ama bir milletin ruhunda sonsuza dek yer edişinin tarihidir.
Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te İzmir’de hayata gözlerini yumduğunda, Türkiye Cumhuriyeti henüz ilan edilmemişti. Ancak Cumhuriyet fikri çoktan filizlenmişti. O fikrin mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk ise, hayatının belki de en ağır sınavlarından birini veriyordu: Annesini kaybetmek.
Bir lider için bile anne kaybı, omuzlardaki tüm yüklerden daha ağırdır. Atatürk için de öyleydi. Çünkü Zübeyde Hanım, sadece onu dünyaya getiren değil; onu hayata hazırlayan, karakterini yoğuran, sabrı ve direnci öğreten kadındı.
1857 yılında Selanik yakınlarındaki Langaza’da doğan Zübeyde Hanım’ın hayatı, huzurlu bir ömür olmaktan uzaktı. Göçler yaşadı, evlat acısı tattı, eşini genç yaşta kaybetti. Yurdundan oldu, sağlığından oldu ama inancından ve vakur duruşundan hiç vazgeçmedi. O, Anadolu’nun binlerce kadını gibi sessizce direndi; kaderine boyun eğmedi.
Milli Mücadele yıllarında yaşanan zorluklar, onu fiziksel olarak yıprattı. Hastalıklar ve yorgunluk bedenini teslim almaya başladı. Son günlerini İzmir’de geçirdi. Ve 14 Ocak 1923’te, henüz Cumhuriyet’in ilanını göremeden hayata veda etti. Belki Cumhuriyet’i görmedi ama Cumhuriyet’i var edecek evladı yetiştirdi.
Atatürk’ün annesine duyduğu saygı ve bağlılık, kelimelere sığmaz. Annesinin ölüm haberini aldığında yaşadığı derin acı, onun da bir evlat olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Kısa süre sonra İzmir’e gelerek mezarını ziyaret etmiş, sessizce başında durmuştu. O an, yalnızca bir anneye değil; geçmişine, köklerine ve kendisini bugünlere getiren değerlere eğilmişti.
Bugün Zübeyde Hanım’ın mezarı, İzmir Karşıyaka’daki anıt mezarda bulunmaktadır. Her 14 Ocak’ta oraya bırakılan çiçekler, sadece bir anma değildir. O çiçekler, bir milletin annesine duyduğu minnetin sembolüdür.
Zübeyde Hanım’ı ölüm yıl dönümünde anmak, sadece geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda şunu yeniden idrak etmektir: Güçlü liderler, güçlü annelerin yüreğinde büyür. Cumhuriyet’in temelinde yalnızca cepheler, savaşlar ve kararlar yoktur; bir annenin sabrı, duası ve fedakârlığı da vardır.
Bugün, 14 Ocak’ta, bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.
Bir evladı değil, bir ülkenin kaderini yetiştiren annenin huzurunda…

YORUMLAR