Bir hastane düşünün…
İnsanların şifa bulmak için kapısından içeri girdiği, annelerin çocuklarını güvenle emanet ettiği bir yer. Hele ki söz konusu bir bebekse, o güven duygusu daha da kutsal hale gelir. Çünkü bebekler kendilerini koruyamaz. Onların sesi annesi, babası olur. Ellerini tutan da sağlık çalışanlarıdır.
Ama Hatay’da yaşanan olay, “emanet” kelimesinin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Henüz 5 aylık olan Hicran bebek… Zatürre şüphesiyle hastaneye götürülüyor. Bir baba için zaten yeterince zor olan bir süreç yaşanırken, aile bu kez bambaşka bir travmayla karşı karşıya kalıyor. İddiaya göre serum bölgesindeki sargıyı kesmeye çalışan hemşire, küçük bebeğin sağ başparmağını da kesiyor.
Bir anlık dikkatsizlik…
Belki birkaç saniyelik hata…
Ama sonuç; bir bebeğin kesilen parmağı, gözyaşına boğulan bir aile ve vicdanlarda açılan derin yara.
Olay sonrası Hicran bebeğin parmağı ameliyatla yerine dikildi. Şimdi herkes aynı sorunun cevabını bekliyor: “Kalıcı hasar olacak mı?”
Aslında mesele yalnızca bir parmak değil.
Mesele; sağlık sisteminde yoğun çalışma temposunun, yorgunluğun, personel eksikliğinin ve ihmallerin nelere yol açabileceği…
Çünkü hastanelerde yapılan en küçük hata bile bir insanın hayatını tamamen değiştirebilir. Hele ki konu bir bebek olunca, toplumun vicdanı daha fazla sızlıyor.
Burada kimse sağlık çalışanlarını hedef tahtasına koymamalı. Fedakârca görev yapan, günlerce uykusuz kalan binlerce sağlık emekçisi var. Ancak tam da bu yüzden sistemin eksikleri daha ciddi şekilde sorgulanmalı. Bir sağlık çalışanı bu kadar kritik bir müdahalede hata yapıyorsa, bunun arkasında sadece bireysel dikkatsizlik mi vardır, yoksa tükenmişlik ve denetim eksikliği de bu tabloyu büyütüyor mudur?
Baba Abdulkadir Akay’ın sözleri ise yaşanan travmanın en net özeti:
“Kimsenin canı yanmasın…”
Aslında her anne-babanın ortak duası bu değil mi?
Çocuklarımız hastaneden sağlıkla çıksın…
Bir tedavi süreci yeni bir acıya dönüşmesin…
Şimdi adli süreç işleyecek. Şikâyetler yapılacak, raporlar hazırlanacak. Belki kusur oranları tartışılacak. Ama hiçbir resmi süreç, o annenin odada yaşadığı korkuyu silemeyecek.
Bu olay unutulmamalı.
Çünkü bazen bir haber, sadece haber değildir.
Bazen bir haber; sistemin eksiklerini, ihmalin bedelini ve insan hayatının ne kadar hassas olduğunu anlatan acı bir aynadır.

YORUMLAR