Hayat bazen en beklenmedik anlarda duraksar. Bir adım, bir saniye, bir refleks… Ve o küçücük an, bir insanın kaderini değiştirebilir. Çorlu’da yaşanan o olay tam da böyle bir anı hatırlattı bize.
Kalabalığın içinde yürüyen bir kadın… Kimsenin fark etmediği bir anda bedeninin kontrolünü kaybetmeye başlıyor. Sara nöbeti, sinsice yaklaşıyor. Denge kayboluyor, bilinç bulanıklaşıyor. Birkaç saniye sonra yere düşecek, belki de başını sert zemine çarpacak. İşte tam o anda devreye giren bir çift dikkatli göz, bir anlık farkındalık ve hızlı bir müdahale…
Bir polis memuru, sadece görevini yapmakla kalmıyor; insan olmanın gereğini yerine getiriyor.
Sokakta yürürken çoğu zaman etrafımıza bakmayız. Herkes kendi telaşında, kendi dünyasında. Ama bazı insanlar vardır ki o kalabalığın içinde bile fark yaratır. Çünkü onlar sadece bakmaz, görür. Sadece görmez, harekete geçer.
O polis memuru da öyle yaptı. Bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etti. Koştu. Ve tam zamanında uzattığı eliyle bir insanın yere çakılmasını engelledi. Belki de bir travmanın, belki de daha ağır bir sonucun önüne geçti.
Bugün çoğu zaman eleştirilen, sorgulanan, tartışılan mesleklerden biri polislik. Ama böyle anlar, o üniformanın içinde taşıdığı sorumluluğu ve vicdanı yeniden hatırlatıyor. Çünkü polis olmak sadece suçla mücadele etmek değildir. Bazen bir insanın hayatına dokunmaktır. Bazen bir annenin evladını sağ salim eve dönmesini sağlamaktır. Bazen de hiç tanımadığın birinin yere düşmesini engellemektir.
O gün orada sadece bir görev yapılmadı. Bir hayat korundu. Bir insanın başına gelebilecek kötü bir senaryo sessizce engellendi.
Ve bizlere de önemli bir şeyi yeniden hatırlattı:
İyilik hâlâ var. Dikkat hâlâ hayat kurtarır. Ve evet…
İyi ki polisler var.

YORUMLAR