Gece yarısının o ağır sessizliği…
Saatler 00.56’yı gösterirken gökyüzünde bir irtibat kesildi. Ardından bir haber düştü yüreklere. Bir F-16, görev uçuşu sırasında kaza kırıma uğramıştı.
Kâğıt üzerinde birkaç satır gibi görünen bu bilgi, aslında bir ocağa düşen ateşin, bir milletin kalbine düşen sızının ifadesiydi.
Balıkesir’in Karesi ilçesine bağlı Naipli kırsalında uçağın enkazına ulaşıldı. İzmir-İstanbul Otoyolu trafiğe kapatıldı, ekipler gece boyunca seferber oldu. Ama sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gerçek daha da ağırlaştı: Bir pilot şehit olmuştu.
Bir pilot…
Gökyüzünü vatan bilmiş, her kalkışında ardında dualar bırakan bir kahraman.
Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklaması teknik detaylar içeriyordu. Telsiz irtibatının kesildiği saatler, arama kurtarma çalışmaları, kaza kırım incelemesi… Devletin dili böyle anlarda soğukkanlıdır. Ama satır aralarında hissedilen şey hep aynıdır: Büyük bir kayıp.
Adalet Bakanlığı soruşturmanın başlatıldığını duyurdu. İçişleri Bakanlığı sürecin yakından takip edildiğini açıkladı. Valilikten başsağlığı mesajı geldi. Devletin tüm kurumları görev başındaydı.
Ama bir gerçek değişmedi: Bir evde artık bir sandalye boş kalacak.
Her şehit haberinde olduğu gibi bu acı da sadece bir aileye değil, hepimize ait. Çünkü bu topraklarda görev yapan her asker, bu milletin evladı.
Gökyüzüne bakarken çoğumuz sadece bir uçak görürüz. Oysa o kokpitin içinde bir hayat, bir hikâye, bir sorumluluk vardır. Her uçuş, görünmeyen bir fedakârlığın devamıdır.
Bugün yine aynı soruyu soruyoruz kendimize: Bu ülkenin güvenliği için görev yapanların yükünü gerçekten ne kadar hissediyoruz?
Bir pilotun ardında bıraktığı şey sadece bir görev raporu değildir. Bir gurur, bir emanet ve bitmeyen bir minnettir.
Şimdi geriye dualar kalıyor.
Bir de gökyüzüne baktığımızda içimizden geçen o cümle:
Bu vatan size minnettar.

YORUMLAR