Kastamonu'nun yöresel ürünleri arasında önemli bir yere sahip olan üryani eriğinin hasadı başladı. Halk arasında "ala erik" olarak da bilinen ve özellikle Daday ilçesi ile Kastamonu merkeze bağlı köylerde yetiştirilen üryani eriği, Osmanlı mutfağından günümüze uzanan geleneksel lezzetler arasında bulunuyor.
Coğrafi işaret tesciline sahip olan üryani eriği, kendine özgü yetişme koşulları ve zahmetli üretim süreciyle öne çıkıyor. Eylül ayında başlayan hasat döneminde ağaçlardan özenle toplanan erikler, kabukları soyulduktan sonra ahşap tahtalar üzerinde kurutularak tüketilmeye hazır hale getiriliyor.

Vitamin ve Mineral Bakımından Zengin
Üryani eriği, içerdiği magnezyum, potasyum, demir ve B grubu vitaminleriyle dikkat çekiyor. Antioksidan özellik gösteren bileşenler bakımından da zengin olduğu belirtilen meyve, özellikle sindirim sistemi üzerindeki potansiyel olumlu etkileriyle biliniyor.
Kastamonu Üniversitesi'nde gerçekleştirildiği aktarılan deneysel araştırmalarda da üryani eriğinin kanserojen maddelere karşı koruyucu etkileri incelendi. Balıklar üzerinde yürütülen çalışmalarda olumlu bulgular elde edildiği ifade edilirken, bu sonuçların insanlarda kanseri önlediği veya tedavi ettiği anlamına gelmediği belirtiliyor.

Üryani Eriğinin Kurutulması 15 Gün Sürüyor
Üryani eriği üreticisi Harita Yüksek Mühendisi Feza Tiryaki, meyvenin hasat ve kurutma sürecinin büyük emek gerektirdiğini belirtti.
Tiryaki, "Sıcak su, soğuk su eşliğinde her gün dolaşılarak olgunlaşanlar toplanır. Bunlar sıcak suya, peşinden de soğuk suya sokulduğu zaman kabuğu soyulur. Zaten üryan kelimesi oradan gelir. Üryani eriği bizim lakabımızdır. Asıl adı 'ala' eriktir" dedi.
Soyulan eriklerin çam veya gürgen tahtalar üzerinde birbirine temas etmeden kurutulduğunu anlatan Tiryaki, hava koşullarına bağlı olarak yaklaşık 15 gün süren işlemin ardından ürünün 2-3 yıl saklanabildiğini söyledi.
Üryani Eriği Nasıl Tüketiliyor?
Üryani eriği, kurutulmuş olarak tüketilmesinin yanı sıra pestil, hoşaf ve yörede "eğşi" olarak bilinen içeceğin yapımında da kullanılıyor.
Meyvenin tüketim şekline ilişkin bilgi veren Feza Tiryaki, kurutulmuş eriklerin sıcak suda bekletilerek hem suyunun içilebildiğini hem de tanelerinin yenilebildiğini ifade etti. Tiryaki, eriğin doğal tadı sayesinde ilave şeker kullanılmasına gerek olmadığını belirtti.

Üretim Talebi Karşılamakta Yetersiz Kalıyor
Üryani eriğinin özellikle Daday ilçesiyle özdeşleştiğini vurgulayan Tiryaki, bölgeye özgü ürünün üretiminin artırılması gerektiğini söyledi.
Tiryaki, "Taşköprü sarımsağı gibi Daday ilçesinin de üryanisi meşhur. Diğer ilçelerimizde de yetiştiği olur ama asıl merkezi Daday'dır. Coğrafi işaretini de Daday Belediyesi almıştır. Ben herkese tavsiye ediyorum ama talebi karşılayacak bir üretimimiz yok" ifadelerini kullandı.
Üreticilerin çoğunlukla kendi ihtiyaçları kadar erik yetiştirdiğini dile getiren Tiryaki, üretimin artırılması halinde üryani eriğinin bölge ekonomisine daha fazla katkı sağlayabileceğini belirtti.
Üryani Eriğinin Kabukları da Değerlendirilecek
Üryani eriğinin yalnızca meyvesinden değil, kabuklarından da yararlanılması amacıyla yeni çalışmalar yürütülüyor.
Feza Tiryaki, bu yıl soyulan erik kabuklarını kurutarak analiz için hazırladıklarını belirtti. Kabukların Kastamonu Üniversitesi Merkezî Araştırma Laboratuvarı'nda (MERLAB) incelenmesinin planlandığını ifade eden Tiryaki, elde edilecek sonuçlara göre kabukların çay olarak değerlendirilme imkânlarının araştırılacağını söyledi.

"3-4 Senedir Olmuyordu, Bu Sene Allah Verdi"
Hasat döneminin başlaması üreticilerin de yüzünü güldürdü. Üryani eriği yetiştiricisi Melahat Gökmen, meyvenin hava şartlarından kolaylıkla etkilendiğini ve üretimin büyük emek istediğini anlattı.
Gökmen, "Bu ürün bizim için çok değerli bir ürün. Bu üründen her şey oluyor. Ağacından toplarız, çöpünü çekeriz, kabuğunu soyarız, tahtaya dökeriz. Bunun işi uzundur. Bu ürün her yerde olmaz. Soğuk vurunca olmuyor. 3-4 senedir olmuyordu, bu sene Allah verdi" diye konuştu.
Üreticilerden Mürüvvet Sefer ise erik kabuklarını da değerlendirdiklerini belirterek, "Eriklerimizin kabuklarını atmıyoruz. Böyle süzgeçten süzdük. Sonra sofralara döktük, kuruttuk. Onu da çay olarak tüketiyoruz" dedi.
Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan üryani eriği, hem geleneksel üretim biçimi hem de farklı kullanım alanlarıyla Kastamonu'nun önemli yöresel değerlerinden biri olmayı sürdürüyor.
İHA