SuperHaber’de yer alan analizde, Amerika’nın B-2 uçaklarıyla gerçekleştirdiği operasyonun gölgesinde, Türkiye’nin 1940’lı yıllarda büyük bir vizyonla geliştirdiği THK-13 projesinin nasıl siyasi ve dış müdahalelerle sonlandırıldığı anlatılıyor. Radar izini minimuma indiren “uçan kanat” yapısıyla dikkat çeken bu proje, ABD’nin hayalet uçak teknolojisinden onlarca yıl önce Türk mühendisler tarafından hayata geçirilmeye çalışıldı. Ancak proje, 1948 yılında aniden durduruldu.

Tarih boyunca gökyüzüne olan ilgisiyle tanınan Türk milleti, Hezarfen Ahmet Çelebi’den Lagâri Hasan Çelebi’ye kadar pek çok öncü isim yetiştirdi. Fakat geçmişte olduğu gibi modern çağda da bu azim çoğu kez kösteklendi. Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkmasıyla dalga geçilen, yerli savunma projeleri “hayal” denerek küçümsenen bir iklim, THK-13 gibi devrimsel projelerin de önünü kesti.
Osmanlı’dan bu yana gökyüzüyle ilgili tüm çabaların benzer şekilde engellendiği anlatılan yazıda, Ali Kuşçu’nun gözlemevi yıktırılarak susturulduğu, Takiyüddin’in rasathanesinin “veba yayar” diye kapatıldığı hatırlatılıyor. Bu sistematik baskı, cumhuriyetin ilk yıllarında da sürdü. THK-13 gibi stratejik projeler yürütülürken destek yerine engellerle karşılaşıldı.

Türk savunma sanayisine öncülük eden özel girişimcilerden biri olan Nuri Demirağ, yalnızca THK-13 projesiyle değil, aynı zamanda yerli uçak üretimiyle de öne çıkmıştı. Ancak devletin bu çabaları desteklemek yerine köstek olması, Türkiye’nin havacılıkta çağ atlamasını engelledi. Tıpkı kardeşi Nuri Killigil’in silah sanayisinde gösterdiği cesaret gibi, bu girişimler de politik müdahalelere kurban edildi.
Projenin baş mühendislerinden Yavuz Kansu’nun yazdıkları, dönemin ruhunu ve yaşanan engellemeleri açıkça gözler önüne seriyor. Ne var ki bu kıymetli birikimler uzun süre görmezden gelindi. Günümüzde savunma sanayinde önemli ilerlemeler kaydedilse de, THK-13 gibi projelerin zamanında hayata geçirilememesi, Türkiye’yi teknolojik anlamda onlarca yıl geriye attı.
HABER MERKEZİ
