Akıllı telefonlar günlük yaşamın hemen her anında kullanılıyor. Yemek yerken, toplu taşımada, iş yerinde ve hatta tuvalette kullanılan cihazlar, farklı yüzeylerde bulunan mikroorganizmaların taşınmasına aracılık edebiliyor.
Beş gönüllünün telefonuyla gerçekleştirilen sınırlı kapsamlı deneyde, cihazlardan önce normal kullanım sırasında, ardından telefonlarla tuvalete girildikten sonra örnek alındı. Sonuçlarda bazı telefonlardaki bakteri miktarının belirgin şekilde yükseldiği görüldü.
En dikkat çekici örneklerden birinde telefondaki bakteri miktarı 14 binden 910 bine çıktı. Bu sonuç, cihaz üzerindeki bakteri yükünün tuvalet kullanımının ardından yaklaşık 65 kat arttığını gösterdi.
Sifon çekildiğinde parçacıklar havaya yayılabiliyor
Tuvalet sifonu çekildiğinde klozet içerisindeki su yalnızca aşağı doğru hareket etmiyor. Gözle görülmesi zor küçük damlacıklar ve parçacıklar havaya karışarak çevredeki yüzeylere ulaşabiliyor.
“Tuvalet bulutu” olarak adlandırılan bu parçacıkların kısa süre içerisinde yaklaşık 1,5 metre yüksekliğe çıkabildiği belirtiliyor. Damlacıklar lavabo, sifon, zemin, klozet kapağı ve çevrede bulunan eşyalara yerleşebiliyor.
Telefonun doğrudan klozetin yanında tutulması da gerekmiyor. Cihazın lavabo kenarına, pencere önüne veya zemine bırakılması da mikroorganizmalarla temas riskini artırabiliyor.
Temiz eller yeniden kirlenebiliyor
Tuvalet sonrasında ellerin sabunla yıkanması bulaşma ihtimalini önemli ölçüde azaltıyor. Ancak kişi tuvalette telefonuna dokunduysa, ellerini yıkadıktan sonra aynı cihazı yeniden tuttuğunda mikroorganizmaları tekrar eline taşıyabiliyor.
Telefon ekranı, kılıfı, kamera çevresi ve yan düğmeler gün boyunca defalarca temas edilen ancak çoğu zaman düzenli temizlenmeyen yüzeyler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, telefonların eller, yüz, yiyecekler ve çevredeki eşyalar arasında bir taşıma noktası haline gelebileceğine dikkat çekiyor. Mikroorganizmalar cihazdan ellere, ellerden de ağız, burun ve göz çevresine ulaşabiliyor.

Her bakteri hastalık anlamına gelmiyor
Telefon yüzeyinde çok sayıda bakteri bulunması, cihaz sahibinin mutlaka hastalanacağı anlamına gelmiyor. İnsan cildinde ve çevrede doğal olarak bulunan birçok bakteri türü sağlıklı kişiler açısından ciddi tehlike oluşturmuyor.
Deneyde telefonlarda Staphylococcus ve Micrococcus grubu mikroorganizmaların tespit edildiği belirtildi. Bu grupların birçok türü insan cildinde doğal şekilde bulunabiliyor.
Ancak bazı bakteriler açık yaralara, gözlere veya tıbbi cihazlara ulaştığında enfeksiyon riskini artırabiliyor. Yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, hastalar ve ameliyat geçirenlerde risk daha yüksek olabiliyor.
Bağırsak bakterileri telefonlara taşınabiliyor
Farklı araştırmalarda bazı telefonlarda E. coli, Salmonella ve çeşitli bağırsak bakterilerine rastlanabildiği bildiriliyor. Bu mikroorganizmalar, tuvalet sonrasında ellerin yeterince temizlenmemesi veya kirli yüzeylerle temas edilmesi sonucu cihazlara taşınabiliyor.
Deneyde en yüksek artışın görüldüğü telefonda Enterobacteriaceae grubuna ait bakteriler de tespit edildi. Ancak yapılan testler, mikroorganizmanın kesin türünü ortaya koymadı.
Bu nedenle sonuç doğrudan telefonda Salmonella bulunduğunu göstermiyor. Buna karşın dışkı kaynaklı bulaşma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret ediyor.
Mutfakta çapraz bulaşma riski oluşuyor
Telefonların mikrop taşıma açısından risk oluşturduğu alanlardan biri de mutfaklar. Birçok kişi yemek hazırlarken tarif okumak, video izlemek veya mesajlara bakmak için telefonunu tezgâha bırakıyor.
Çiğ et, tavuk veya yumurtaya dokunduktan sonra telefonun tutulması, bakterilerin ekrana taşınmasına yol açabiliyor. Daha sonra temizlenen ellerle aynı telefona dokunulması, mikroorganizmaların hazır yiyeceklere aktarılmasına neden olabiliyor.
Tuvalete götürülmüş bir telefonun yemek masasına, mutfak tezgâhına veya kesme tahtasının yakınına bırakılması da benzer bir bulaşma zinciri oluşturabiliyor.
Kılıf ve aksesuarlar unutulmamalı
Telefon ekranını yalnızca bezle silmek cihazın tamamen temizlendiği anlamına gelmiyor. Kılıfın iç bölümü, kamera çevresi, şarj girişi ve fiziksel tuşların kenarlarında kir birikebiliyor.
Silikon ve kauçuk kılıflar teri, deri yağını ve tozu daha kolay tutabiliyor. Kulaklıklar, şarj kabloları ve telefon tutucuları da sık kullanılan ancak nadiren temizlenen aksesuarlar arasında bulunuyor.
Bu nedenle cihaz temizlenirken kılıfın ve telefonla birlikte kullanılan diğer aksesuarların da uygun yöntemlerle temizlenmesi öneriliyor.
Telefon nasıl temizlenmeli?
Telefon temizlenmeden önce üreticinin bakım talimatlarının incelenmesi gerekiyor. Sert kimyasal ürünler, cihazın ekran kaplamasına veya diğer parçalarına zarar verebilir.
Genel olarak telefonun kapatılması, şarj kablosunun çıkarılması ve yüzeyin yumuşak bir mikrofiber bezle silinmesi öneriliyor. Cihaz üreticisinin uygun gördüğü durumlarda yüzde 70 alkol içeren mendiller kullanılabiliyor.
Temizlik sıvısı doğrudan telefonun üzerine püskürtülmemeli. Hoparlör, mikrofon ve şarj girişlerine nem kaçırılmamalı; çamaşır suyu ve aşındırıcı temizleyicilerden uzak durulmalı.
En etkili çözüm kirlenmeyi önlemek
Telefonu her gün defalarca dezenfekte etmek herkes için gerekli olmayabilir. Ancak cihaz tuvalette kullanıldıysa, kirli bir yüzeye düştüyse, yemek hazırlanırken tutulduysa veya başka kişilerle paylaşıldıysa temizlenmesi önem taşıyor.
Telefonu tuvalete götürmemek, lavabo kenarına ve zemine bırakmamak, yemek hazırlarken kullanmamak ve ortak masalara doğrudan koymamak bulaşma riskini azaltıyor.
Tuvalet kapağının sifon çekilmeden önce kapatılması, ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması ve temiz ellerle kirli telefona yeniden dokunulmaması da alınabilecek temel önlemler arasında bulunuyor.
Telefon yüzeyinde bakteri bulunması tek başına paniğe neden olmamalı. Ancak gün boyunca en fazla temas edilen kişisel eşyalardan biri olan telefonların, aynı zamanda en az temizlenen yüzeyler arasında bulunduğu unutulmamalı.
HABER MERKEZİ
