Bursa’da yaşanan olay, sadece büyük bir dolandırıcılık vakası değil; toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir uyarıdır. Çünkü artık suç örgütleri kapıları kırarak değil, insanların güvenini kazanarak evlere giriyor. Üstelik bunu silahla değil, telefonun diğer ucundaki birkaç cümleyle başarıyor.
Kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, yaşlı bir çifti yaklaşık iki buçuk ay boyunca psikolojik baskı altında tuttu. “Adınıza terör örgütleri tarafından kullanılan hesaplar açıldı”, “Gizli bir operasyon yürütüyoruz”, “Bize yardımcı olmanız gerekiyor” gibi ifadelerle korku oluşturdular. Sonunda milyonlarca liralık döviz ve ziynet eşyasını aldılar, kredi kartlarını kullandılar, gayrimenkullerini gerçek değerinin çok altında sattırdılar. Yetmedi, telefonlardaki mesajları ve dijital izleri bile sildirdiler.
Olayın en sarsıcı kısmı ise sonunda yaşandı. Dolandırıcılar, “Operasyon tamamlandı, gözünüz aydın” diyerek yaşlı çifte tatlı ikram edip evden ayrıldı. Bu ayrıntı, suçun ne kadar profesyonelce planlandığını gösterirken, aynı zamanda vicdanları da derinden yaraladı.
Bugün dolandırıcıların en büyük silahı teknoloji değil; insan psikolojisi. Korkuyu yönetiyor, paniği büyütüyor ve insanların devlete duyduğu güveni kendi çıkarları için kullanıyorlar. İşte bu yüzden bu tür suçlar sadece maddi kayıplara neden olmuyor, insanların güven duygusunu da hedef alıyor.
Özellikle yaşlı vatandaşlarımız bu yöntemlere karşı daha savunmasız olabiliyor. Devlet görevlisine güvenerek yetişmiş bir nesil için telefondaki kişinin gerçekten polis ya da savcı olduğuna inanmak zor değil. Dolandırıcılar da tam olarak bu güveni istismar ediyor. Oysa unutulmaması gereken çok basit bir gerçek var: Hiçbir polis telefonda para istemez, hiçbir savcı altın teslim aldırmaz, hiçbir resmi görevli vatandaşın birikimlerini “operasyon” bahanesiyle toplamaz.
Bursa Emniyeti’nin aylar süren titiz çalışması sonucunda şüphelilerin önemli bir bölümünün yakalanması elbette sevindirici. Ancak bu olay bize bir gerçeği daha hatırlatıyor. Dolandırıcılıkla mücadele sadece operasyonlarla kazanılamaz. Toplumun her kesiminin bilinçlenmesi, özellikle yaşlı aile bireylerinin bu yöntemler konusunda düzenli olarak uyarılması gerekiyor.
Anne babamıza, dedemize, ninemize zaman zaman “Telefonla seni arayıp polis olduğunu söyleyen kimseye inanma, para veya altın isteyen olursa telefonu kapat ve bizi ara.” demek belki de onların yıllarca emek vererek biriktirdiği serveti koruyacaktır.
Bursa’da yaşanan bu olayın mağduru bir yaşlı çift oldu. Yarın başka bir şehirde, başka bir ailenin aynı tuzağa düşmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Çünkü dolandırıcılar artık kasaları değil, insanların güvenini hedef alıyor. Unutmamak gerekir ki en büyük soygun, bir insanın parasını değil, devlete ve çevresine duyduğu güveni çalmaktır.

YORUMLAR