Bazı haberler vardır, ilk okuduğunuzda polisiye film senaryosu gibi gelir. Samsun’da işlediği hırsızlık suçu nedeniyle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve yıllardır aranan bir hükümlünün, İstanbul’un göbeğinde kadın kılığına girerek ve kız kardeşinin kimliğini kullanarak yaşamını sürdürmesi de bunlardan biri.

Tuğrul B., 2010 yılında Samsun’da işlenen “Yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık” suçundan 3 yıl hapis cezası aldı. 28 Şubat 2018’den bu yana ise firari olarak aranıyordu. Aradan yaklaşık 8 yıl geçti. Ancak görünen o ki bu süre boyunca yalnızca şehir değiştirmekle yetinmedi; tanınmamak için görüntüsünü, günlük yaşamını ve hatta kullandığı kimliği de değiştirdi.

Fakat insan kıyafetini değiştirebilir, saçını değiştirebilir, başka bir isimle dolaşabilir. Değiştiremeyeceği tek şey ise geride bıraktığı kayıtlardır.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin yaptığı teknik ve fiziki takip sonunda firari hükümlünün Kadıköy’de olduğu belirlendi. Asıl dikkat çekici ayrıntı ise operasyon sırasında ortaya çıktı. Polis ekipleri, yıllardır aranan kişinin yakalanmamak amacıyla kadın kılığında dolaştığını tespit etti. Üzerinden de kız kardeşine ait nüfus cüzdanı çıktı.

Bir insanın sekiz yıl boyunca yakalanmamak için ne kadar büyük bir hayat kurması gerekir?

Her gün sokağa çıktığınızda “Tanındım mı?” kaygısı… Bir polis aracını gördüğünüzde yaşanan tedirginlik… Kimlik sorulduğunda ortaya çıkabilecek gerçek… Sürekli bir başkasının kimliğiyle yaşamak…

Böyle bakıldığında firar, dışarıdan görüldüğü kadar büyük bir özgürlük olmayabilir.

Çünkü özgürlük yalnızca cezaevinin dışında olmak değildir. Özgürlük, kapınız her çalındığında korkmamaktır. Sokakta yürürken arkanıza bakmamaktır. Bir polis kontrolünde kim olduğunuzu gizlemek zorunda kalmamaktır.

Bu olayın düşündüren taraflarından biri de tam burada ortaya çıkıyor.

Hakkında kesinleşmiş bir ceza bulunan kişi, yıllarca sistemden kaçabilmek için başka bir kimliğin arkasına saklanıyor. Ancak kaçışı sürdürmek amacıyla kullandığı yöntem, bu kez karşısına yeni bir suçlama çıkarıyor. Yakalandıktan sonra hakkında “Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak” suçundan da işlem başlatılıyor.

Yani bazen bir suçun sonucundan kaçmaya çalışırken insan kendisine yeni hukuki sorunlar yaratabiliyor.

Öte yandan olay, güvenlik birimlerinin yıllar önce açılmış dosyaların peşini bırakmamasının önemini de gösteriyor. Aradan sekiz yıl geçmiş olması dosyanın kapandığı anlamına gelmedi. Yapılan takip sonucunda firari hükümlünün İstanbul’da gizlendiği tespit edildi ve operasyonla yakalandı.

Belki de bu hikâyenin en çarpıcı tarafı şu:

Bir insan yıllarca görüntüsünü değiştirebilir, başka bir şehirde yaşayabilir, başka birine ait kimliği cebinde taşıyabilir. Fakat geçmişinden sonsuza kadar kaçabileceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır.

Sekiz yıl boyunca kadın kılığında dolaşmak, farklı bir kimlik kullanmak ve izini kaybettirmeye çalışmak…

Sonuç?

Kadıköy’de yapılan bir operasyon ve yeniden açılan gerçek kimlik.

Çocuğa Zincir Değil, Sevgi Gerek
Çocuğa Zincir Değil, Sevgi Gerek
İçeriği Görüntüle

Bazen adaletin kapıyı çalması uzun sürebilir.

Ama bu olay bir kez daha gösteriyor ki takvim yapraklarının değişmesi, geride kalan hesabın kendiliğinden kapandığı anlamına gelmiyor.