Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde yaşanan küçük bir trafik kazası, aslında günlük hayatta sık sık karşılaştığımız çok daha büyük bir davranış biçimini gözler önüne serdi.

Sürücü geri manevra yapıyor, yol kenarındaki “DUR” tabelasına çarpıyor. Buraya kadar sıradan bir dikkatsizlik, küçük bir kaza… Ancak asıl dikkat çekici olan bundan sonra yaşanıyor. Sürücü aracından iniyor, otomobilini ve tabelayı kontrol ediyor. Ardından öfkesini, kendisinin çarptığı tabeladan çıkarmaya çalışıyor. Hatta tabelayı yerinden sökmek için uğraşıyor.

İşte tam burada insan ister istemez düşünüyor:

Suç gerçekten tabelada mı?

Elbette değil.

Ama bazen insan için kendi hatasını kabul etmek, karşısındaki cansız bir nesneyi suçlamaktan daha zor olabiliyor.

Trafikte bir direğe çarparız, direğe kızarız. Telefon elimizden düşer, telefona sinirleniriz. Ayağımız masaya çarpar, masaya tekme atarız. Oysa bütün bunların ortak bir noktası vardır: Karşımızdaki nesnenin hiçbir suçu yoktur.

Kapaklı’da yaşanan görüntü de bunun oldukça çarpıcı bir örneği oldu.

Üstelik sürücünün öfkesini yönelttiği şey sıradan bir tabela değil; üzerinde kocaman harflerle “DUR” yazıyor.

Belki de olayın en ironik tarafı tam olarak burada.

Tabela sürücüye trafikte durması gerektiğini söylüyor ancak yaşananların ardından sanki başka bir mesaj daha veriyor:

500 Bin Liralık Vicdan Sınavı
500 Bin Liralık Vicdan Sınavı
İçeriği Görüntüle
“Bir dur, sakinleş ve ne yaptığını düşün.”

Çünkü trafikte yapılan küçük bir hata, kontrol edilmeyen öfkeyle çok daha büyük bir probleme dönüşebilir.

Bugün mesele bir tabelaydı. Yarın aynı öfke başka bir sürücüye, yayaya ya da yolcuya yönelirse ne olacak?

Trafik yalnızca araç kullanma becerisinden ibaret değildir. Sabır, dikkat, sorumluluk ve öfke kontrolü de direksiyon başındaki kişinin taşıması gereken özelliklerdir.

Kazalar olabilir. Herkes hata yapabilir. Geri manevrada tabela da görülemeyebilir, araç da zarar görebilir. Ancak insanı asıl anlatan şey bazen yaptığı hata değil, hatadan sonraki davranışıdır.

Aracından inip hasarı kontrol etmek başka şeydir, kendi çarptığı tabelayı öfkeyle sökmeye çalışmak başka…

Üstelik bugün sokaklarda, iş yerlerinde ve trafikte giderek daha fazla karşılaştığımız bir davranış var: Hatayı kendimizde aramak yerine hemen bir suçlu bulmak.

Bazen suçlu başka bir sürücü oluyor, bazen yol, bazen tabela…

Ama aynaya bakmak çoğu zaman son seçenek haline geliyor.

Kapaklı’daki güvenlik kamerası görüntüsü belki birkaç saniyelik bir olay kaydetti. Ancak o birkaç saniye, öfke kontrolünün ve sorumluluk duygusunun ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yetiyor.

Belki de hepimizin zaman zaman ihtiyacı olan şey, yol kenarındaki o tabelanın söylediği kadar basit:

DUR.

Sinirlenmeden önce dur.

Suçlayacak birini aramadan önce dur.

Hatanı başkasına yüklemeden önce dur.

Çünkü bazen insanın önündeki en önemli “DUR” tabelası, yol kenarında değil kendi zihnindedir.