Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muharrem Özdemir
Muharrem Özdemir

“DİYARI-İSLÂM’ I GEZDİM VİRANELER GÖRDÜM DİYAR-I KÜFRÜ GEZDİM KÂŞÂNELER GÖRDÜM”

Bakmanın ve görmenin aynı şey olmadığı gibi, gezmekle seyr-ü seferde bulunmak da aynı şeyler değildir. Gezmek, dolaşmak, çevreyi tanımak, bilgi sahibi olmak, izlenimler edinmek, edindiği bilgi ve izlenimleri başkalarıyla paylaşmak bireylerin sosyo-psikolojik gereksinimlerindendir.

Gezginler yaşamıştır Macellan, Vasko Dö Gama, Kristop Kolomp, İbn-i Batuta, Phriskos, Wanberi, Lavrens, Evliya Çelebi gibi. Gezginlerin bazıları da özel görevlerle görevlendirilip; kendi devletlerinin çıkarlarının uzun vadede korunması, ülkelerine yeni sömürgeler, yeni yeni ham madde ve gelir kaynaklarının sağlanması, mamul maddelerine yeni yeni pazarların bulunması için dünya coğrafyasını dolaşmışlar, emellerine de nail olmuşlardır. Bunun yanında evrenin tanınmasına, çeşitli bilimlerin gelişmesine de inkârı mümkün olmayacak derecede katkıları olmuştur. Gezginlerin anlattıkları hatıralar, yazdıkları seyahatnameler toplumları birbirine yakınlaştırdığı gibi birbirlerini yok etme, haritadan silme mücadelelerine girmelerine de neden olabilmiştir.

Bunlardan bir kısmı gezdikleri, gördükleri coğrafyanın ve o coğrafya üzerinde yaşayan canlıların özellikleri, güzellikleri, yaşam tarzları, yedikleri, içtikleri, ürettikleri, tükettikleri, evrene bakış açılarını, maddi ve manevi yapı taşları vb. gibi insanlığa sundukları değerlerle ilgili izlenimlerini ve kaleme aldıklarını kendi memleketlerine döndüklerinde anlatırlar, insanların bilgisine sunarlar. O coğrafyalara gitme şansı olmayanlar da evrenle ilgili bilgi sahibi olmaya çalışıp; kendi toplumunun özellik ve güzellikleri ile bunları karşılaştırarak gerideyse ileriye, ilerideyse daha da ileriye taşınabilmek için duygu, düşünce, enerji ve icra sahibi olmaya çalışırlar.

Bazı bireyler de memur olarak yakın veya uzak çevresini gezme, görme, inceleme ve izlenimlerde bulunma şansını yakalamıştır. Şansının gereği gördüğü resmi devlet işlerinin yanında gezip gördüğü coğrafya ile ilgili bireysel duygu, düşünce ve izlenimlere de sahip olabilmiştir. Devr-i Osmanî’nin son döneminde yaşayan hepimizin anımsadığı Ziya Paşa bunlardan biridir. Görevli olarak hem şarka ve hem de garba gitmek zorunda kalmış olup; eş, dost ve yarenlerinin toplantılarında kendisinin bu kadar devlet hizmetinde bulunduğu sürede çeşitli ülkeleri gezdiği, gezip gördüğü bu yerler arasında ne gibi özellik ve güzellik farklarının olduğunu anlatması istendiğinde:

“DİYARI-İSLÂM’ I GEZDİM VİRANELER GÖRDÜM, DİYAR-I KÜFRÜ GEZDİM KÂŞÂNELER GÖRDÜM” demek suretiyle iki cümleyle izlenimlerini aktarmıştır.

İslam Dini emirlerinin temelinde doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık, dayanışma, kardeşlik, barış, birlik, beraberlik, dirlik, düzenlik, üretkenlik vb. önerilmekte iken Ziya Paşa’nın ifade etmeye çalıştığı  “İslam dünyasını gezdim; kırık dökük yapılar, eğri büğrü caddeler, kurallara uymayan insanlar, ekilmemiş ovalar, ağaçları yok edilmiş dağlar, işsiz güçsüzler topluluğunun bulunduğu; ecnebi dünyasında sanat değeri olan sağlam yapıların, temiz bakımlı ve düzenli caddelerin, böyle bir coğrafyada yaşayanların da düzenli, tertipli, bakımlı, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde kurallara uygun yaşadıklarını gördüm” izlenimleri AB eşiğinde bekletilen bizleri daha fazla tefekküre yönlendirmeli diye düşünüyorum.

 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + 2 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER