Yakut, uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin kamuoyuna aktarılırken çarpıtıldığını savunarak, Marmara Denizi’ndeki faylarla ilgili çalışmaların abartılı başlıklarla servis edildiğini ifade etti. Özellikle Avcılar açıkları ve Orta Marmara Fayı üzerinden yapılan yorumların, toplumda gereksiz bir korku oluşturduğunu dile getirdi.
Ahmet Yakut, “Hakemli dergilerde yayımlanan çalışmalar elbette önemli. Ancak bu çalışmalar, ‘yarın büyük deprem olacak’ şeklinde sunulmamalı. Şu an elimizde Marmara için böyle bir parametre yok” dedi.

“Marmara’da depremsellik batıdan doğuya göç ediyor”
Yakut, Marmara Denizi’nde son yıllarda yaşanan depremlerin incelendiğinde, depremselliğin batıdan doğuya doğru göç ettiğinin görüldüğünü belirtti. 2011’den bu yana yaşanan 4 ve üzeri depremlerin haritalar üzerinden açıkça izlenebildiğini vurgulayan Yakut, bu sürecin ani ve yıkıcı bir kırılmaya işaret etmediğini söyledi.
Yakut’a göre Avcılar açıklarında kilitlenmiş olabileceği öne sürülen segmentte bir kırılma yaşansa bile bunun en fazla 6.4–6.5 büyüklüğünde olabileceği değerlendiriliyor.
“Marmara’da deprem olacak ama bugün değil”
Marmara’da bir deprem olmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Ahmet Yakut, zamanlama konusunda net konuşmanın mümkün olmadığını belirtti. 2029–2030 dönemine kadar Marmara’da farklı büyüklüklerde depremlerin yaşanabileceğini ifade eden Yakut, “Bu deprem olacak ama şu an için yaklaşan, kapıda olan bir depremden söz edemeyiz” dedi.

“Asıl dikkat edilmesi gereken yer Akdeniz ve Doğu”
Ahmet Yakut’un açıklamalarında dikkat çeken bir diğer başlık ise Akdeniz ve Doğu Anadolu oldu. Yakut, özellikle Akdeniz açıkları, Kıbrıs çevresi ve Yunanistan hattının yakından izlenmesi gerektiğini belirterek, bu bölgelerde büyük depremlerin olasılık dahilinde olduğunu söyledi.
Yakut, Akdeniz’deki depremlerin genellikle derin odaklı olduğunu ve bu nedenle karada hissedilme etkisinin azaldığını ifade ederken, buna rağmen 7 ve üzeri depremlerin bu bölgelerde mümkün olduğunu vurguladı.

“Bilim korkutmak için değil, anlamak için yapılır”
Deprem konusunun sürekli gündemde tutulmasının toplum psikolojisini olumsuz etkilediğini söyleyen Yakut, “Deprem bilimi korku üretmek için değil, riskleri doğru anlatmak için yapılır. Sürekli kaos dili kullanmak ne bilime ne de topluma fayda sağlar” ifadelerini kullandı.
Ahmet Yakut, deprem gerçeğiyle yaşamanın en doğru yolunun sağlam yapılaşma, doğru şehir planlaması ve bilinçli toplum olduğunu belirterek, Marmara depremi üzerinden oluşturulan spekülatif söylemlere itibar edilmemesi çağrısında bulundu.

Serpil ADAK
