Turkuaz rengi, cam berraklığındaki denizi ve açık renkli kumlarıyla adeta Maldivler’i andıran Kleopatra Koyu, doğallığını bugüne kadar korumayı başarmış ender koylardan biri. Yüksek kayalıkların arasında gizlenen bu eşsiz alan, huzur arayanların favori durakları arasında yer alıyor.

Sessizliğin İçinde Kamp Keyfi
Kleopatra Koyu yalnızca yüzmek isteyenlere değil, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen kamp tutkunlarına da hitap ediyor. Çadır kurmaya elverişli yapısıyla dikkat çeken koyda, geceleri yıldızların altında eşsiz bir atmosfer yaşanıyor. Ancak bölgede herhangi bir tesis bulunmadığı için ziyaretçilerin hazırlıklı gelmesi büyük önem taşıyor.

Koy, özel bir site içerisinden ulaşılan izole bir konumda yer alıyor. Bu nedenle toplu taşıma seçeneği bulunmuyor. Alaçatı’dan özel araçla kısa bir yolculuk yaparak koya ulaşmak mümkün.
Gitmeden Önce Bunlara Dikkat
Kleopatra Koyu’na gitmeyi planlayanların bazı detayları göz önünde bulundurması gerekiyor. Plajda gölgelik alan bulunmadığından şemsiye ya da güneşten korunacak ekipmanlar mutlaka yanınızda olmalı. Ayrıca çevrede market ya da büfe olmadığı için yiyecek ve içeceklerin önceden temin edilmesi gerekiyor.

Rüzgârlı havalarda serinlik hissi artabileceğinden yedek mayo ve havlu bulundurmak da faydalı olacaktır. Doğanın bakir yapısını korumak adına çöp torbası götürmek ve çevre temizliğine özen göstermek ise en önemli detaylardan biri.
Çeşme’nin Saklı Hazinesi
Şehir kalabalığından uzaklaşıp, berrak denizin ve sessizliğin tadını çıkarmak isteyenler için Kleopatra Koyu benzersiz bir alternatif sunuyor. Eğer siz de doğanın sunduğu bu eşsiz manzarada huzurlu bir gün geçirmek istiyorsanız, Çeşme’nin bu saklı cennetini mutlaka rotanıza ekleyin.

Serpil ADAK
