Türkiye Gazetesi’nin aktardığı habere göre, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ilk kez düzenlenen Genişleme Forumu’na gönderdiği video konuşmasında Avrupa’nın yeni güvenlik şartlarına değindi. Von der Leyen, genişleme sürecinin sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda “Avrupa’nın güvenliği ve özgürlüğü için zorunlu bir yatırım” haline geldiğini belirtti.

“Türkiye’ye Açıkça İhtiyacımız Var”
Forumda söz alan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Türkiye ile ilgili yöneltilen bir soruya çok konuşulacak bir yanıt verdi. Kallas, “Dünyadaki değişimlere baktığımızda, pek çok konuda Türkiye’ye ihtiyaç duyduğumuz ortada” diyerek Ankara’nın bölgedeki vazgeçilmez rolünün altını çizdi.
Kallas, Türkiye’nin Azerbaycan–Ermenistan normalleşme sürecindeki etkinliğinin de Avrupa açısından kritik bir öneme sahip olduğunu söyledi.

“Sorunlu Alanlar Var Ama İşbirliği Şart”
Kallas, Türkiye’nin iç politikadaki bazı uygulamalarının AB değerleriyle örtüşmediğini savunsa da iki taraf arasında geniş işbirliği alanları bulunduğunu ifade etti. AB’nin yaklaşımı şu şekilde özetlendi:
“Ortak çıkar bulunan başlıklarda ilerleme sağlanacak, sorunlu konularda ise AB standartları masada tutulacak.”
“Genişlemeyi Genişletmenin Vakti Geldi”
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, genişleme politikasının hem AB hem de aday ülkeler için dönüştürücü bir güce sahip olduğunu dile getirdi. Kos, “Artık genişlemeyi hızlandırma zamanı geldi” diyerek sürecin uzamasının Avrupa’nın güvenliği için risk oluşturduğunu vurguladı. AB kurumlarının, yeni üyeleri kabul etmeye hazır hale gelmesi gerektiğini belirtti.

“Savunma İçin Genişleme Mecburi”
AB Savunma ve Uzaydan Sorumlu Üyesi Andrius Kubilius ise genişleme sürecini yalnızca aday ülkelerin çıkarı olarak görmenin hata olduğunu söyledi. Kubilius’a göre, AB’nin askeri ve stratejik güvenliği için genişleme kritik öneme sahip. Ukrayna’nın savunma yapısının Avrupa sistemine entegre edilmemesi halinde bunun “tarihi bir hata” olacağını belirtti.
Kubilius ayrıca, Rusya ve Belarus yönetimlerinin değişimin önünde engel oluşturduğuna dikkat çekerek, buna rağmen aday ülkelerde yaşanacak ilerlemelerin Moskova ve Minsk halkları üzerinde olumlu bir etki yaratacağını ifade etti.

HABER MERKEZİ
