ABD ve İran arasında haziran ayında sağlanan ateşkesin bozulması ve çatışmaların yeniden başlaması, küresel piyasalarda büyük bir dalgalanmaya yol açtı. Orta Doğu’daki gerilimin petrol sevkiyatlarını aksatabileceğine ilişkin endişeler, Brent petrolün varil fiyatını kısa sürede 100 doların üzerine çıkardı.
Petrol fiyatlarındaki keskin yükseliş, yalnızca enerji piyasalarını değil; hisse senetleri, tahviller ve merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentileri de etkiledi. Wall Street’te yaşanan sert satışların ardından ABD borsaları son bir ayın en büyük günlük kayıplarından birini kaydetti.
Petrol fiyatları yüzde 7 yükseldi
ABD ile İran arasındaki savaşın yeniden başlamasının yanı sıra Yemen’deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz’de iki Suudi petrol tankerine saldırması, küresel petrol arzına yönelik kaygıları daha da artırdı.
Saldırıların, dünya ticareti ve enerji sevkiyatı açısından stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı’nı tehdit etmesi petrol fiyatları üzerinde şok etkisi oluşturdu. Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede yaklaşık yüzde 7 yükselerek 100 doların üzerine çıktı ve mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Petrol rezervlerinin düşük seviyelerde bulunduğu bir dönemde yaşanan bu yükseliş, piyasalarda uzun süreli bir enerji krizi yaşanabileceği yönündeki endişeleri güçlendirdi. Brent petrolün yalnızca bu ay içerisinde yaklaşık yüzde 40 değer kazanması, küresel enflasyonun yeniden hızlanabileceği beklentilerine yol açtı.

Enflasyon endişesi yeniden gündemde
Petrol fiyatlarındaki yükselişin ulaşım, üretim ve lojistik maliyetlerini artırabileceği değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte tüketici fiyatlarının da artabileceği ve merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinin daha da zorlaşabileceği belirtiliyor.
Son dönemde faiz indirimlerine başlanacağı beklentisiyle hareket eden yatırımcılar, gelişmelerin ardından pozisyonlarını değiştirmeye başladı. Piyasalarda merkez bankalarının para politikalarını gevşetmek yerine yeniden sıkılaştırmak zorunda kalabileceği görüşü öne çıktı.
ABD tahvil faizleri zirveye yaklaştı
Piyasalardaki karamsarlıktan en ağır darbeyi uzun vadeli ABD Hazine tahvilleri aldı. Tahvil fiyatlarının düşmesiyle birlikte 30 yıllık ABD tahvilinin getirisi yüzde 5,201 seviyesine çıkarak 19 yılın zirvesine yaklaştı.
Uzun vadeli faizlerin yönü açısından gösterge kabul edilen 10 yıllık ABD tahvilinin getirisi ise yüzde 4,7135 seviyesine yükseldi. Bu oran, son 18 ayın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Tahvil getirilerindeki artış, yatırımcıların uzun vadeli enflasyonun yüksek kalacağına ilişkin endişelerinin güçlendiğini gösterdi.
Fed için faiz artırımı ihtimali masada
Yaşanan gelişmeler, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına ilişkin beklentileri de köklü şekilde değiştirdi. Piyasalar, Fed’in gelecek hafta faiz artırma ihtimalini yaklaşık üçte bir oranında fiyatlamaya başladı.
Bir hafta öncesine kadar faiz indirimi beklentilerinin ağırlıkta olduğu piyasalarda, yatırımcılar artık Fed’in ocak ayına kadar iki kez faiz artırabileceği varsayımıyla işlem yapıyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması ve enflasyonu yeniden beslemesi durumunda Fed’in para politikasını daha da sıkılaştırabileceği değerlendiriliyor.

Wall Street’te teknoloji hisseleri çöktü
Enerji ve faiz endişelerine, ABD’nin önde gelen teknoloji şirketlerinin bilançolarına ilişkin kaygılar da eklendi. Yapay zeka ve yeni teknolojilere yönelik yatırımların hızla artması, bu harcamaların ne zaman kazanca dönüşeceği konusunda soru işaretleri oluşturdu.
Tesla hisseleri, şirketin iki yılı aşkın sürenin ardından ilk kez negatif serbest nakit akışı açıklaması üzerine yaklaşık yüzde 14 değer kaybetti.
Google’ın ana şirketi Alphabet’in hisseleri ise yapay zeka yatırımlarına yönelik harcamaların nakit gelirlerini aşması nedeniyle yaklaşık yüzde 7 geriledi. Teknoloji hisselerindeki sert düşüşler, Wall Street’in son bir ayın en büyük kaybını yaşamasında etkili oldu.
Asya borsalarında sert satış
ABD piyasalarında başlayan satış dalgası Asya borsalarına da yansıdı. Petrol fiyatları ve faizlerdeki yükselişe ilişkin endişeler nedeniyle Güney Kore’nin KOSPI endeksi yüzde 6 geriledi.
Japonya’nın Nikkei endeksi ise yüzde 2,8 oranında değer kaybetti. Yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması, Asya piyasalarında teknoloji ve sanayi hisselerinde satışların hızlanmasına neden oldu.
Trump’ın gümrük vergileri gölgede kaldı
Piyasalardaki petrol ve faiz kaynaklı dalgalanma, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı yeni küresel gümrük vergisi düzenlemesinin etkilerini de gölgede bıraktı.
ABD’li tüketicilerin ithal ürünler için daha fazla ödeme yapmasına yol açması beklenen kararın piyasalar üzerindeki ilk etkisi sınırlı kaldı. Yeni vergilerin daha önce uygulanan ve süresi sona eren yüzde 10’luk gümrük vergilerinin yerine geçmesi, piyasalarda belirgin bir tepki oluşmasını engelledi.
Küresel piyasalarda belirsizlik büyüyor
ABD ile İran arasındaki çatışmaların ne kadar süreceği ve kritik petrol sevkiyat güzergâhlarının güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağı, piyasaların yönü açısından belirleyici olacak.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcı olması durumunda enflasyonun yeniden hızlanabileceği, faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde tutulabileceği ve küresel ekonomik büyümenin yavaşlayabileceği değerlendiriliyor.
Yatırımcılar bundan sonraki süreçte Orta Doğu’daki askeri gelişmeleri, petrol sevkiyatlarını, Fed’in faiz kararını ve teknoloji şirketlerinin harcama politikalarını yakından takip edecek.
İHA
