2026 yılının ilk pazar gününde Canan Karatay Sözü kanalında yayınlanan programda Prof. Dr. Canan Karatay, gıda güvenliği, kimyasal maruziyet ve toplumsal sağlık risklerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Karatay, son dönemde artış gösteren kitlesel zehirlenme vakalarının tesadüf olmadığını belirterek, hem gıdalarda hem de temizlik ürünlerinde kullanılan kimyasalların halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
“Muhabbeti Kaybettik, Sağlığı da Kaybediyoruz”
Programın açılışında yeni yıla dair temenniler paylaşılırken, Karatay modern yaşamın insanları yalnızlaştırdığına dikkat çekti. İnsanların artık konuşmak yerine yazıştığını belirten Karatay, “Bir insanın sesini duymak bile şifa kaynağıdır. Muhabbeti kaybettikçe sağlığımızı da kaybediyoruz” ifadelerini kullandı. 2026 yılı için en büyük dileğinin “muhabbet, sağlık ve huzur” olduğunu söyledi.

Zehirlenme Vakaları Alarm Veriyor
Son aylarda özellikle okullarda, düğünlerde, kışlalarda ve toplu yemek verilen alanlarda yaşanan zehirlenme vakalarına dikkat çeken Karatay, bunun ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi. Almanya’dan Türkiye’ye seyahat eden bir ailenin toplu şekilde hayatını kaybetmesini hatırlatan Karatay, bu tür olayların münferit değil, sistematik bir sorunun sonucu olduğunu ifade etti.
Pestisit, Herbisit, Fungisit: Görünmeyen Tehlike
Gıdalardaki en büyük riskin tarımda yoğun şekilde kullanılan pestisitler olduğunu vurgulayan Karatay, bazı meyvelere hasat sürecinde defalarca kimyasal uygulandığını belirtti. “Bir elmaya 15 kez pestisit sıkıldığını biliyoruz” diyen Karatay, Avrupa’da yasaklanan birçok tarım ilacının Türkiye’de hâlâ kullanılmasının büyük bir çelişki olduğuna dikkat çekti.

Deterjanla Temizlik, Zehirle Hijyen Olmaz
Karatay, yalnızca gıdaların değil, temizlik ürünlerinin de ciddi bir zehirlenme kaynağı olduğunu söyledi. Bardak ve tabakların çamaşır suyu ve ağır deterjanlarla yıkanmasının hijyen değil, zehirlenme anlamına geldiğini belirten Karatay, geçmişte bu nedenle yaşanan ağır sağlık vakalarına bizzat tanık olduğunu ifade etti. “Klor zehirdir. Deterjan kalıntısı vücuda girer ve ciddi hasar bırakır” dedi.
Kimyasal Bombardıman Altındayız
Modern insanın sadece yediği içtiğiyle değil, giydiği kıyafetlerle, kullandığı kozmetik ürünlerle ve soluduğu havayla da kimyasal maruziyet yaşadığını belirten Karatay, bu durumu “kimyasal bombardıman” olarak tanımladı. Özellikle bazı katkı maddelerinin vücutta birikerek hormon sistemini bozduğunu, DNA’ya zarar verdiğini ve doğurganlığı azalttığını söyledi.

“Güvenli Doz Diye Bir Şey Yok”
Bir kimyasalın tolere edilebilir bir miktarı olup olmadığı sorusuna net yanıt veren Karatay, “İnorganik hiçbir madde vücut için güvenli değildir. Güvenli doz söylemleri ticari yaklaşımdır” dedi. Özellikle titanyum dioksit gibi vücuttan atılamayan maddelerin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurguladı.
“İnsanın Yaptığını Değil, Doğanın Verdiğini Yiyin”
Karatay, çözümün son derece net olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı: “İnsan yapımı, işlenmiş hiçbir şeyi yemeyin. Doğanın verdiğini, bozulmamış olanı tüketin.” Bu yaklaşımın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı koruduğunu söyleyen Karatay, toplumu yeniden özüne dönmeye davet etti.
Sıla Solaklar VERİM
