Köşe Yazıları

Salça Kazanının Başında Ölümle Burun Buruna

Hayat bazen insana hiçbir uyarı vermeden yön değiştiriyor.

Sabah her zamanki gibi uyanıyorsunuz. Günlük telaşınızın içindesiniz. Belki yapılacak işleri düşünüyorsunuz, belki kışlık hazırlığının heyecanını yaşıyorsunuz. Sonra bir anda, birkaç saniye içinde her şey değişiyor.

Bilecik’in Söğüt ilçesinde yaşayan 35 yaşındaki İnci Malcı’nın başına gelen tam olarak buydu.

Bahçesinde salça yapıyordu.

Ne bilinen bir kronik hastalığı vardı ne de yaşadığı büyük sağlık krizini önceden haber verecek belirgin bir rahatsızlığı… Bir anda göğsünde başlayan çok şiddetli ağrı kollarına yayıldı. Ardından yere yığıldı.

Nabzı durdu.

İşte hikâyenin belki de en önemli noktası burada başlıyor.

Yanında bulunan eşi paniğe teslim olmak yerine yıllar önce öğrendiği ilk yardım bilgisini kullandı. Kalp masajı yaptı, suni teneffüs uyguladı. İnci Malcı yeniden yaşam belirtisi göstermeye başlayınca 112 Acil Çağrı Merkezi arandı.

Sonrasında hastaneler arasında adeta zamanla yarış başladı.

Söğüt Devlet Hastanesi, Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve ardından Eskişehir’deki Yunus Emre Devlet Hastanesi…

Doktorların karşısına çıkan tablo ise oldukça sıra dışıydı.

İnci Malcı’da “sol ana koroner diseksiyonu” tespit edildi. Yani kalbin önemli bir bölümünü besleyen ana damarın katmanları arasında yırtılma ve kanama meydana gelmiş, kalbe giden normal kan akımı bozulmuştu.

Üstelik doktorların açıklamasına göre hastada bilinen klasik risk faktörlerinin hiçbiri bulunmuyordu.

Tansiyon yok.

Şeker hastalığı yok.

Yüksek kolesterol öyküsü yok.

Ailede erken yaşta kalp krizine bağlı ölüm öyküsü yok.

Ama hayat, bazen istatistiklerin dışından geliyor.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Muharrem Şenel ve ekibi, hastanın Eskişehir’e sevk edildiği sırada ameliyathane hazırlıklarını tamamladı. Genç kadın hastaneye ulaşır ulaşmaz ameliyata alındı ve iki damarına koroner bypass uygulandı.

Gece yarısı başlayan yaşam mücadelesi başarıyla sonuçlandı.

Bu olay bize aslında birkaç önemli şeyi aynı anda anlatıyor.

Birincisi, “Ben sağlıklıyım, bana bir şey olmaz” düşüncesinin ne kadar yanıltıcı olabileceğini…

İnsan sağlığı konusunda hiçbir belirtiyi küçümsememek gerekiyor. Özellikle aniden başlayan şiddetli göğüs ağrısı, kollara yayılan ağrı, nefes darlığı, bulantı ve bayılma gibi belirtiler söz konusu olduğunda dakikaların bile büyük önemi var.

İkincisi ve belki de en önemlisi ilk yardım.

İnci Malcı’nın eşinin daha önce aldığı ilk yardım eğitimi, o gün yalnızca bir kurs bilgisinden ibaret değildi.

Bir insanın hayata tutunmasını sağlayan bilgiye dönüştü.

Çoğu zaman “Bana lazım olmaz” diyerek ilk yardım eğitimlerini önemsemiyoruz. Oysa kimin, nerede, ne zaman kalp krizi geçireceğini, boğazına bir şey kaçacağını ya da ciddi bir kaza yaşayacağını hiç kimse bilemez.

Belki bugün öğrenilen doğru bir kalp masajı, yıllar sonra sevdiğimiz bir insanın hayatını kurtaracak.

Bu nedenle ilk yardım eğitiminin yalnızca belirli meslek gruplarının değil, toplumun mümkün olduğunca geniş bir bölümünün sahip olması gereken temel bilgilerden biri olduğunu düşünüyorum.

Bu olay aynı zamanda sağlık sisteminde zincirin doğru işlemesinin ne kadar kritik olduğunu da gösteriyor.

Eşin ilk müdahalesi…

112 ekibinin zamanında ulaşması…

İlk hastanedeki değerlendirme…

Koroner anjiyo ile doğru tanının konulması…

Ve ameliyat yapabilecek merkezin hızla hazırlanması…

Zincirin tek bir halkası gecikseydi bugün çok farklı bir hikâye anlatıyor olabilirdik.

İnci Malcı şimdi taburcu olmaya hazırlanıyor.

Birkaç gün önce salça kazanının başında başlayan sıradan bir günün, hayatının en büyük mücadelesine dönüşeceğini elbette bilmiyordu.

Belki de bu olaydan geriye kalması gereken en önemli cümle şu:

Hayatın ne zaman sınayacağını bilmiyoruz ama doğru bilgiyle o sınava biraz daha hazırlıklı olabiliriz.

İlk yardım öğrenmek için bir felaket yaşamayı beklemeyelim.

Çünkü bazen bir insanın hayatıyla ölüm arasındaki mesafe yalnızca birkaç dakika ve ne yapılacağını bilen bir çift el kadar kısa olabiliyor.

ü