Uçak yolculuğu, insanın kontrolü tamamen başkasına bıraktığı ender anlardan biridir.

Kemerinizi bağlarsınız, koltuğunuza oturursunuz ve gerisini pilotlara, teknik ekiplere ve havacılık sistemine emanet edersiniz.

İran’da Meşhed’den Kirmanşah’a gitmek üzere havalanan yolcu uçağında yaşananlar da işte tam bu güven duygusunun ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.

Kalkıştan kısa süre sonra başlayan teknik sorun…

Ardından şiddetli sarsıntı…

Kabin tavanının çökmesi…

Bagajların yolcuların üzerine düşmesi…

Çığlıklar ve panik…

Bir yolcu için bundan daha korkutucu kaç saniye olabilir?

Düşünün; birkaç dakika önce belki telefonunuzdan mesaj gönderiyor, gideceğiniz şehirde yapacaklarınızı planlıyor, pencerenin kenarından manzarayı izliyorsunuz.

Salça Kazanının Başında Ölümle Burun Buruna
Salça Kazanının Başında Ölümle Burun Buruna
İçeriği Görüntüle

Sonra bir anda kabin içerisindeki parçalar yerinden çıkıyor, eşyalar üzerinize düşüyor ve hayatınız boyunca unutamayacağınız bir korkunun içine giriyorsunuz.

İnsan böyle anlarda ne kadar çaresiz olduğunu fark ediyor.

Karayolunda aracı kenara çekebilirsiniz.

Denizde yardım çağırabilirsiniz.

Ama binlerce metre yükseklikte bütün umudunuz kokpitteki mürettebatın doğru karar vermesine bağlıdır.

Neyse ki bu olayda uçak Meşhed Havalimanı’na geri dönerek güvenli şekilde acil iniş yaptı ve bildirilen bilgilere göre yaralanan olmadı.

Belki de haberin en önemli tarafı tam olarak budur.

Çünkü görüntüler korkutucu olabilir, yolcuların yaşadığı panik hafife alınamaz; ancak böylesine ciddi bir olayın can kaybı ya da yaralanma olmadan atlatılması büyük önem taşıyor.

Fakat burada üzerinde durulması gereken başka bir konu var:

Havacılıkta “nasıl olsa bir şey olmaz” anlayışına yer olabilir mi?

Bir uçakta yaşanan en küçük teknik arıza dahi yüzlerce insanın hayatını ilgilendirir.

Bu nedenle uçakların bakımı, teknik kontrolleri ve uçuşa elverişlilik süreçleri sıradan prosedürler değildir.

Onlar, yolcuların hayatıyla doğrudan bağlantılı güvenlik zinciridir.

Üstelik yolcu, biletini satın aldığında yalnızca bir koltuk satın almaz.

Güven satın alır.

“Bu uçak beni sağ salim götürecek” düşüncesiyle kapıdan içeri girer.

İşte bu yüzden kabin tavanının çöktüğü, bagajların insanların üzerine düştüğü bir görüntü yalnızca birkaç saniyelik sosyal medya videosu olarak görülmemeli.

Bu görüntüler havacılık güvenliğinin neden taviz kabul etmeyen bir alan olduğunu yeniden hatırlatıyor.

O uçaktaki insanlar belki birkaç saat sonra evlerine döndüler.

Belki sevdiklerine sarıldılar.

Ama muhtemelen bazıları bir sonraki uçuşlarında tavandan gelen en küçük sese bile dikkat edecek.

Çünkü bazı korkular yere indikten sonra bitmez.

Bazen uçak iner…

Ama insanın içindeki o sarsıntı uzun süre devam eder.