Mayıs ayının sonu geldiğinde Körfez’de o tanıdık kıpırdanma başlar; temmuz başından ağustos ortasına kadar ise trafik yoğunluğu adeta pik yapar. Yollarda 10 plakalı yerel araçlardan çok, şehir dışından gelen araçlar dikkatimizi çekmeye başlar. En çok can sıkan nokta ise bu araç sürücülerinin yoğun trafikte üstünlük sağlama çabası ve sergiledikleri kural tanımaz tavırlardır. Geçen hafta Edremit’te yine böylesi sıkışık bir trafiğin tam ortasında kaldım. Milim milim ilerleyen araçlar, kavurucu sıcaklık ve bitmek bilmeyen korna sesleri… İstanbul trafiği için bunlar sıradan görüntüler olabilir elbette. Ancak bizler için durum, kendi yaşam alanımızda kısıtlanmak ve âdeta sudan çıkmış balığa dönüp etrafta olup biteni anlamlandırmaya çalışmaktan ibaret. Evden çıkıp Akçay-Edremit yolu üzerinden alışveriş merkezine doğru ilerlemeye başladım. Sadece 6 kilometrelik mesafe, sanki 60 kilometreymiş gibi uzadı ve oğlumla birlikte 45 dakika boyunca trafikte çakılı kaldık. Araçlar ilerlemediği gibi, ana yola ara sokaklardan bağlanmak isteyen ve uzun kuyruklar oluşturan sürücülerle de amansız bir mücadelemiz başladı. Varış noktam sağda olduğu için sağ şeritten ilerliyorum. Ancak ara yoldan katılan araçlar neredeyse üzerime çıkacak! Beklemeye asla tahammülleri yok. Yol vermeyenlere basılan ağır kornalar, havada uçuşan el kol hareketleri cabası… Araç sürücüleri direkt önüme kırıyor; kornaya basıyorum ama adamların umurunda bile değil. Ne kural tanıyorlar ne de araç sıkışıklığının hafiflemesini bekliyorlar. Arabanın önünde bir adımlık boşluk görmesinler, anında önüme kırıp kaynak yapmaya başlıyorlar. Edremit’in o sakin trafiğine, sürücülerin birbirine saygıyla yol vermesine alışkın bizler için neye uğradığımızı şaşırmamak elde değil. Kuzey Ege’nin bu güzide tatil beldesi Edremit, artık hızla bir "şehir" olma yolunda ilerliyor. Bölgeye kurulacak büyük hastane projesi bunun somut bir göstergesi; keza TBMM’de il olmaya aday gösterilen ilçeler arasında yer alması da tesadüf değil. Ancak mevcut yollar artık bu yükü kaldırmıyor. Trafik her yaz "ana baba günü" tanımını da geçip mahşer kalabalığına evriliyor. İl olmaya aday bu güzelim ilçenin trafik sorununu şimdiden çözmek; alternatif güzergâhlar, ek yollar ve bağlantı yolları planlamak şart aksi takdirde bu gidişle yerli halkın çilesi bitmeyecek, gelen turistler de aynı hengamenin içinde kaldığı için ilerleyen yıllarda burayı tercih etmekten vazgeçecektir. Unutmayalım ki tatillerin en güzel yanı, ulaşımın sakin ve güvenli seyretmesidir. Yazın kavurucu sıcağında insanların sinirleri zaten gerginleşirken, bir de buna trafiğin yıpratıcı yükü eklendiğinde tatil ne yazık ki çekilmez bir çileye dönüşüyor.