Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Melih Kadir Efe
Melih Kadir Efe

Huzur Evi Mi Korku Evi Mi?

Bakım evleri… Adı bile insana huzur vermeli değil mi? İnsan ömrünün en kırılgan döneminde, yıllarca emek vermiş büyüklerin güven içinde yaşayacağı yerler olmalı. Ama son yıllarda peş peşe ortaya çıkan görüntüler, birçok insanın içine korku düşürüyor. Şimdi Beylikdüzü’nde ortaya çıkan iddialar da tam olarak bu korkunun neden büyüdüğünü gösteriyor.

İstanbul’daki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde yaşlı hastalara şiddet uygulanması, itilip düşürülmeleri, hatta bir hastanın yüzüne tükürülmesi vicdan sahibi herkesi derinden yaraladı. Daha da korkuncu, iddialara göre olayların üstünün kapatılmaya çalışılması. Kamera kayıtlarının silindiği, tutanak tutulmadığı ve olayların sıradanlaştırıldığı öne sürülüyor.

Bir insan düşünün… Belki yürümekte zorlanıyor, belki konuşamıyor, belki kendini savunacak gücü bile yok. İşte tam da bu yüzden yaşlı bakım merkezlerinde çalışan herkesin sadece meslek sahibi değil, aynı zamanda vicdan sahibi olması gerekiyor. Çünkü oradaki insanlar “müşteri” değil; birilerinin annesi, babası, dedesi, nenesi.

Bugün birçok aile mecburiyetten yakınlarını bakım merkezlerine emanet ediyor. Çalışmak zorunda olanlar, evde profesyonel bakım sağlayamayanlar ya da sağlık sorunları nedeniyle destek almak isteyenler için bu merkezler bir ihtiyaç haline geldi. Ancak ortaya çıkan bu görüntüler, “Acaba sevdiklerimiz gerçekten güvende mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Üstelik mesele yalnızca fiziksel şiddet değil. İddialarda hijyen sorunları, sürekli tekrar eden uyuz vakaları ve denetim eksiklikleri de dikkat çekiyor. Bir bakım merkezinde temizlik ve sağlık koşulları sağlanamıyorsa, orada kalan yaşlıların yaşam kalitesi nasıl korunabilir?

Asıl düşündürücü olan ise şu: Eğer görüntüler ortaya çıkmasaydı bu olaylar duyulacak mıydı? Belki de hayır. İşte tam bu nedenle yaşlı bakım merkezlerinin çok daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. Sadece evrak kontrolüyle değil, ani baskınlarla, kamera sistemleriyle ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla süreçlerin takip edilmesi şart.

Çünkü yaşlı insanlar susabilir. Korkabilir. Kendini ifade edemeyebilir. Ama toplum susmamalı.

Bir ülkenin vicdanı, en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Yaşlısına el kaldırılan, aşağılanan, ihmale uğrayan bir sistemde kimse gerçek anlamda huzurdan söz edemez.

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Bakım evleri gerçekten huzur yuvası mı, yoksa denetimsiz bırakıldığında korku evine mi dönüşüyor?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 5 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER