Bugün tek dokunuşla yapılan telefon görüşmeleri, otomatik çamaşır makineleri, dijital müzik platformları ve modern mutfak araçları düşünüldüğünde, bundan birkaç kuşak önce günlük hayatın ne kadar farklı olduğu daha iyi anlaşılıyor. İşte geçmişte hayatın bir parçası olan, bugün ise giderek unutulan eşyalar...

Çevirmeli Telefon
Akıllı telefonlarda bir kişinin adına dokunmak arama yapmak için yeterli. Çevirmeli telefon döneminde ise telefon numarasındaki her rakamın tek tek çevrilmesi gerekiyordu.
Kullanıcı parmağını numara diskinin üzerindeki ilgili rakamın deliğine yerleştiriyor, diski son noktaya kadar çeviriyor ve ardından bırakıyordu. Disk başlangıç konumuna döndükten sonra numaranın bir sonraki rakamına geçilebiliyordu. Özellikle içerisinde çok sayıda yüksek rakam bulunan uzun telefon numaralarını çevirmek bugünkü yöntemlere göre oldukça zaman alıyordu.
Telefon teknolojisinin tarihi 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Alexander Graham Bell, 7 Mart 1876'da telefonla ilgili ABD patentini aldı. Türkiye'deki kurumsal haberleşme tarihinde de telefon hizmetlerinin 20. yüzyılın başlarından itibaren giderek önem kazandığı görülüyor.
Cep telefonlarının ve daha sonra akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla evin belirli bir köşesinde duran sabit telefonlar günlük hayattaki merkezi konumunu büyük ölçüde kaybetti.

Çevirmeli Radyo
Eski radyolarda dinlenmek istenen istasyonun adına ekrandan dokunmak gibi bir seçenek bulunmuyordu. Radyo üzerindeki düğme yavaşça çevriliyor, ibre frekans skalası üzerinde ilerliyor ve parazitlerin arasından doğru yayın yakalanmaya çalışılıyordu.
Türkiye'nin radyo yayıncılığı tarihi de Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanıyor. İstanbul Radyosu 6 Mayıs 1927'de yayına başladı, Ankara'daki radyo yayınları ise 1928'de geldi. İstanbul ve Ankara radyoları 1936'da PTT'ye devredildi. TRT'nin kuruluşu ise 1964 yılında gerçekleşti.
Radyo uzun yıllar yalnızca müzik dinlemek için kullanılan bir cihaz değildi. Haber bültenlerinden radyo tiyatrolarına, eğlence programlarından spor karşılaşmalarına kadar pek çok yayın, aileleri aynı cihazın etrafında buluşturuyordu.

Kömür Ütüsü
Yeni neslin ilk bakışta işlevini anlamakta zorlanabileceği eşyalardan biri de kömür ütüsü.
Elektrikli rezistans yerine ütünün metal gövdesindeki hazneye sıcak kömür veya kor yerleştiriliyordu. Oluşan ısı ağır metal tabana aktarılıyor ve kıyafetler bu şekilde ütüleniyordu.
Kullanımı günümüz ütülerine kıyasla hem daha zahmetli hem de daha fazla dikkat gerektiriyordu. Elektrikli ütülerin yaygınlaşmasıyla kömürle çalışan modeller günlük hayattan çekildi.
Bugün daha çok antika dükkânlarında, koleksiyonlarda ve müzelerde rastlanan kömür ütüleri, ağır ve kapaklı metal yapıları nedeniyle ne işe yaradığını bilmeyen biri tarafından ütü olarak tanınmayabilir.

Kasetçalar
Kasetçalarlar özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinin simge cihazlarından biri oldu. Müzik dinlemek için kaset cihazın içine yerleştiriliyor; oynatma, durdurma, kayıt, ileri ve geri sarma tuşları kullanılıyordu.
Kaset dönemini yaşayanların unutmadığı ayrıntılardan biri ise kurşun kalemdi. Kasetin içindeki manyetik bant gevşediğinde veya kaset cihaz kullanılmadan elle sarılmak istendiğinde, kalem makara yuvasına yerleştirilip çevrilebiliyordu.
CD'lerin, ardından MP3 çalarların ve internet üzerinden çalışan müzik platformlarının yaygınlaşması kasetçaları günlük hayatın dışına itti.

Pikap
Pikap, listedeki diğer eşyalardan biraz farklı bir hikâyeye sahip. Plak üzerindeki olukları takip eden iğnenin oluşturduğu titreşimlerin sese dönüştürülmesi prensibine dayanan cihaz, uzun yıllar evlerde müzik dinlemenin önemli araçlarından biri oldu.
Kasetlerin ve özellikle CD'lerin yaygınlaşmasıyla pikapların kullanım alanı daraldı. Dijital müziğin yükselişiyle plaklar geçmişin teknolojisi gibi görünmeye başladı.
Ancak hikâye burada bitmedi. Plak kültürü tamamen ortadan kalkmadı ve ilerleyen yıllarda koleksiyonculuk, nostalji ve müzik kültürünün bir parçası olarak yeniden ilgi görmeye başladı. Bu nedenle pikap, eski teknolojilerin bazen tamamen kaybolmak yerine yeni bir kullanıcı kitlesiyle geri dönebileceğinin dikkat çekici örneklerinden biri.

Daktilo
Bilgisayarların olmadığı dönemde yazı yazmanın en önemli araçlarından biri daktiloydu.
Tuşa basıldığında mekanik sistem harekete geçiyor ve ilgili karakteri taşıyan parça mürekkepli şerit üzerinden kâğıda vurarak harfi oluşturuyordu. Bilgisayardaki gibi bir tuşla yapılan işlemi geri almak veya uzun bir paragrafı saniyeler içinde yeniden düzenlemek mümkün değildi.
Bu nedenle hata yapmamak çok daha önemliydi. Daktilolar gazetecilerden yazarlara, devlet memurlarından sekreterlere ve öğrencilere kadar geniş bir kesim tarafından uzun yıllar kullanıldı.
Bilgisayarların ve kelime işlem programlarının yaygınlaşmasıyla daktilonun günlük kullanım alanı büyük ölçüde ortadan kalktı.

Eski Tıraş Aletleri
Bugünün çok bıçaklı kartuş sistemleri ve elektrikli tıraş makinelerinden önce metal gövdeli emniyetli tıraş makineleri yaygın olarak kullanılıyordu. Cihazın içerisine değiştirilebilir jilet yerleştiriliyor, köreldiğinde yalnızca jilet yenileniyordu.
Daha eski berberlik kültüründe ise ustura önemli bir yere sahipti. Tıraş sabunu ve fırça da tıraş ritüelinin ayrılmaz parçaları arasındaydı.
Ancak bu araçlar tamamen ortadan kalkmış değil. Klasik tıraşa yönelik ilginin devam etmesi nedeniyle metal emniyetli tıraş makineleri, usturalar ve fırçalı tıraş yöntemleri bugün de kullanılabiliyor.

Tulumba
Musluğu açınca suyun akmasına alışan yeni nesil için tulumbayla su çıkarmak oldukça yabancı bir yöntem olabilir.
Tulumbalar özellikle suyun kuyudan veya yer altındaki bir kaynaktan çıkarılması için kullanılan mekanik düzeneklerdi. Kullanıcı tulumbanın uzun kolunu art arda aşağı ve yukarı hareket ettirerek pompa mekanizmasını çalıştırıyordu.
Piston ve valflerden oluşan sistemin oluşturduğu basınç farkı sayesinde su borudan yukarı taşınıyor ve tulumbanın ağzından akıyordu. Böylece her seferinde kuyuya kova sarkıtılması gerekmiyordu.
Şebeke suyunun yaygınlaşmasıyla tulumbalar birçok yerde günlük hayatın dışına çıktı. Buna rağmen Anadolu'nun bazı köylerinde ve eski mahallelerinde hâlâ tulumbalara rastlamak mümkün.

Fitilli Gaz Ocağı
Modern mutfak ocaklarından önce kullanılan araçlardan biri de gazyağıyla çalışan fitilli ocaklardı.
Haznedeki gazyağı fitil aracılığıyla yanma bölümüne ulaşıyor ve oluşan alev yemek pişirmek ya da su ısıtmak için kullanılıyordu. Elektriğe ihtiyaç duymaması, bu ocakların önemli özelliklerinden biriydi.
Elektrikli ve gazlı modern ocakların yaygınlaşmasıyla fitilli gaz ocakları evlerden büyük ölçüde çekildi. Bugün eski bir modelle karşılaşan gençlerin cihazın ne amaçla kullanıldığını ilk bakışta anlaması zor olabilir.

Kirman
Bugün hazır iplik ve tekstil ürünlerine ulaşmak son derece kolay. Geçmişte ise özellikle kırsal yaşamda yünün işlenmesi ev içindeki üretimin önemli parçalarından biriydi.
Kirman, yün gibi lifleri bükerek iplik haline getirmeye yarayan geleneksel el araçlarından biriydi. Lifler çekilip kirmanın dönme hareketiyle bükülüyor ve kullanılabilecek iplik elde ediliyordu.
Sanayileşme ve hazır tekstil ürünlerinin yaygınlaşmasıyla kirmanın günlük hayattaki kullanım alanı önemli ölçüde azaldı. Bugün daha çok geleneksel el sanatlarıyla ilgilenenler tarafından bilinen kirman, genç kuşakların işlevini tahmin etmekte zorlanabileceği araçlardan biri.

Çamaşır Tahtası
Otomatik çamaşır makineleri kirli kıyafetleri birkaç düğmeye basarak yıkayabiliyor. Geçmişte aynı işlem çok daha fazla fiziksel emek gerektiriyordu.
Çamaşır tahtası, üzerinde kıyafetlerin elle ovalanması için oluklu veya tırtıklı bir yüzey bulunan temizlik aracıydı. Sabunlanan çamaşırlar bu yüzeye sürtülerek kirlerinden arındırılmaya çalışılıyordu.
Durulama ve sıkma işlemleri de elle yapıldığı için çamaşır günü ev işlerinin en zahmetli bölümlerinden biri olabiliyordu. Otomatik çamaşır makinelerinin yaygınlaşmasıyla çamaşır tahtaları da günlük kullanım alanını kaybetti.

Emaye İbrik Ve Leğen
Evlerde bugünkü anlamıyla lavabo ve sürekli akan su sistemlerinin yaygın olmadığı dönemlerde ibrik ve leğen önemli ihtiyaçları karşılıyordu.
İbrik, içerisine su konulan, kulplu ve suyun kontrollü biçimde dökülmesini sağlayan ağız bölümüne sahip bir kaptı. El ve yüz yıkamak isteyen kişinin üzerine su ibrikten dökülüyordu.
Leğen ise aşağıya yerleştiriliyor ve kullanılan suyun etrafa yayılmadan toplanmasını sağlıyordu. Bazı leğenlerde kirli suyun doğrudan görünmesini engelleyen delikli veya süzgeç benzeri üst bölümler bulunabiliyordu.
Metal yüzeyin emaye ile kaplanması eşyaya parlak ve kolay temizlenebilir bir yapı kazandırıyordu. Özellikle çiçek desenli emaye ürünler geçmiş dönem evlerinin karakteristik eşyaları arasında yer aldı.
İbrik ve leğenler bugün günlük ihtiyaçtan çok nostaljik dekorasyon, koleksiyon veya kültürel miras objesi olarak karşımıza çıkıyor.

Cep Saati
Kol saatlerinin yaygınlaşmasından önce taşınabilir saat denildiğinde akla gelen araçlardan biri cep saatiydi.
Genellikle yuvarlak metal gövdeli olan saatler yelek, ceket veya pantolon cebinde taşınıyordu. Saate bağlı zincir ise hem aksesuar görevi görüyor hem de saatin kıyafete sabitlenmesini sağlıyordu. Bazı modellerde saat kadranını koruyan metal kapak da bulunuyordu.
Cep saatleri yüzyıllar boyunca taşınabilir zaman ölçümünün önemli araçlarından biri oldu. Özellikle 20. yüzyılın başlarında kol saatlerinin kullanımının artmasıyla günlük hayattaki ağırlığını giderek kaybetti.
Bugün cep saatleri daha çok koleksiyon, antika ve klasik aksesuar dünyasının bir parçası olarak varlığını sürdürüyor.

Kurmalı Gramofon
Elektrik olmadan müzik dinlemek bugün şaşırtıcı gelebilir. Kurmalı gramofonlar bunu tamamen mekanik bir sistemle gerçekleştiriyordu.
Cihazın yanında bulunan kol çevrildiğinde içerisindeki yay mekanizmasında enerji depolanıyor, bu enerji plak tablasının belirli bir hızda dönmesini sağlıyordu.
Plak üzerindeki oluklarda hareket eden iğnenin oluşturduğu mekanik titreşimler ses kutusuna aktarılıyor, ses akustik olarak güçlendirilerek dışarı veriliyordu. Eski modellerde dikkat çeken büyük huni de bu sistemin bir parçasıydı.
Kurmalı gramofonlar özellikle 78 devirlik taş plaklarla özdeşleşti. Elektrikli pikapların ve daha sonraki ses teknolojilerinin gelişmesiyle günlük kullanımdan çekilen gramofonlar bugün koleksiyoncuların ilgi gösterdiği nostaljik cihazlar arasında.

Ankesörlü Telefon
Cep telefonlarının olmadığı yıllarda dışarıdayken birini aramak gerektiğinde başvurulan en önemli araçlardan biri ankesörlü telefondu.
Sokaklarda, meydanlarda, istasyonlarda, hastanelerde, okullarda ve çeşitli kamu alanlarında bulunan bu telefonlar, insanların evlerinden uzaktayken iletişim kurmasını sağlıyordu.
Türkiye'de ankesörlü telefonların en çok hatırlanan özelliklerinden biri telefon jetonlarıydı. Görüşme yapabilmek için özel metal jetonlar cihaza atılıyordu. İlerleyen yıllarda telefon kartları ve farklı ödeme sistemleri de kullanılmaya başlandı.
Cep telefonlarının yaygınlaşması, ankesörlü telefonların günlük hayattaki önemini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bir dönem insanların arama yapabilmek için önünde sıra beklediği bu cihazlar, bugün genç kuşaklar açısından geçmiş iletişim teknolojisinin sembollerinden biri haline geldi.

Gaz Lambası
Elektriğin her eve ulaşmadığı dönemlerde gaz lambası, akşam saatlerinin en önemli eşyalarından biriydi. Gazyağıyla çalışan bu lambalar; evlerde, köy odalarında, bağ evlerinde ve iş yerlerinde aydınlatma amacıyla kullanılıyordu.
Cam fanusu, metal gövdesi ve ayarlanabilir fitiliyle çalışan gaz lambası, karanlık çöktüğünde odanın ortasına ya da pencere kenarına konulurdu. Fitil yakılır, cam fanus alevi korur ve lambanın ışığı bulunduğu alanı aydınlatırdı.

Yorumlar
Editör Hakkında