Sektöre yakın kaynakların aktardığına göre Ford, Xiaomi ile potansiyel bir elektrikli araç ortaklığını değerlendirdi. Bu temasların, Çinli otomobil üreticilerinin ABD pazarına dolaylı bir giriş yapmasının önünü açabileceği öne sürüldü.
İddialarda, ABD’de elektrikli araç üretimine yönelik ortak girişim seçeneğinin de masada olduğu belirtilirken, Ford’un yalnızca Xiaomi ile değil, BYD gibi diğer Çinli şirketlerle de olası iş birliklerini değerlendirdiği ileri sürüldü.
Şirketlerden Net Yalanlama
Gündem yaratan haberlerin ardından hem Ford hem de Xiaomi, ortaklık iddialarını kesin bir dille reddetti. İki şirket de açıklamalarında söz konusu iddiaların “tamamen asılsız” olduğunu ifade etti. BYD ise konuya ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmadı.
Kongre’den Güvenlik Uyarısı
Amerikan ve Avrupa ekonomi basınında geniş yer bulan iddialar, bir anlaşma ihtimali ortaya çıkmasa bile Washington’da tepkiyle karşılandı. Bazı Kongre üyeleri, Çinli otomobil üreticileriyle kurulacak ortaklıkların ABD’nin Çin’e bağımlılığını artırabileceği ve ulusal güvenlik riski oluşturabileceği yönünde uyarılarda bulundu.
Bu eleştirilerde, Ford’un daha önce dünyanın en büyük batarya üreticilerinden CATL ile yaptığı lisans anlaşması etrafında dile getirilen endişeler de yeniden gündeme geldi.
Gümrük Vergileri ve Siyasi Engeller
Önceki ABD Başkanı Joe Biden döneminde uygulamaya alınan ve Donald Trump döneminde de sürdürülen, yüzde 100’e varan gümrük vergileri ile Çin menşeli araç yazılımı ve donanımına getirilen kısıtlamalar, Çinli otomobil markalarının ABD pazarına girişini fiilen engelliyor.
Rekabet Tartışması Alevlendi
Tartışmaların alevlenmesinde, Ford CEO’su Jim Farley’nin kısa süre önce yaptığı açıklamalar da etkili oldu. Farley, Çinli elektrikli araç üreticilerinin rekabet gücünü överken, bu şirketlerin Batılı otomobil üreticileri için “varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu ifade etmişti.
Öte yandan BYD ve Geely gibi Çinli üreticiler Avrupa, Asya ve Latin Amerika pazarlarında hızla büyürken, son siyasi açıklamalar ve kulis bilgileri, tüm engellere rağmen bu şirketlerin önümüzdeki yıllarda ABD pazarında da yer edinme arayışını sürdüreceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.
HABER MERKEZİ
