Kalkandelen, sosyal medya paylaşımında umre ziyaretini “dini siyasete alet etme” ve “şov” olarak nitelendirdi. “İsteyen istediği yere gider kuşkusuz ama bunun neden şova dönüştürüldüğünü hepimiz biliyoruz” sözleri, tartışmanın tonunu belirleyen cümleler oldu. Ancak burada kritik bir ayrıntı var: Ahmet Akın, umre ziyaretiyle ilgili kendi sosyal medya hesaplarından tek bir fotoğraf dahi paylaşmadı. Kamuoyuna yansıyan kareler, umreye giden başka kişiler tarafından servis edildi.
Bu noktada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Paylaşımı yapmayan bir isim, nasıl “şov” yapmakla suçlanabilir? Siyasette eleştiri elbette meşrudur; ancak eleştirinin dayandığı zeminin sağlam olması gerekir. Aksi hâlde eleştiri, haklı bir sorgulamadan çok, niyet okumasına dönüşür.

Tartışmayı daha da dikkat çekici hâle getiren unsur ise zamanlama. Son günlerde kulislerde Ahmet Akın’ın AK Parti’ye geçeceği yönünde iddialar konuşulurken, bu eleştirinin gelmesi, ister istemez kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Umre ziyareti mi eleştiriliyor, yoksa bu ziyaret üzerinden siyasi pozisyonu mu sorgulanıyor? Bu soru henüz net bir yanıt bulmuş değil.
Marmara Bölge Gazetesi olarak şu soruyu sormadan edemiyoruz: Bu fotoğraflar günlerdir sosyal medyada dolaşırken, neden bugüne kadar herhangi bir eleştiriye konu olmadı da tam da şimdi gündeme taşındı? Ortada gerçekten eleştirilmesi gereken bir durum mu vardı, yoksa tartışma başka başlıkların gölgesinde mi büyüdü?

Siyasi görüşü ne olursa olsun Ahmet Akın, Balıkesir’in bir evladıdır. Kişisel bir inanç ziyareti üzerinden yapılan değerlendirmelerin, somut bir siyasi adım ya da bilinçli bir mesaj olmadan bu denli sertleşmesi, ister istemez zamanlama tartışmasını beraberinde getiriyor. Üstelik Ahmet Akın, 13 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen meclis toplantısında, siyasete Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında devam edeceğini ve Balıkesir halkına hizmet etmeyi sürdüreceğini açık ve net bir şekilde dile getirerek, kulislerde dolaşan iddiaları ilk ağızdan reddetti.
Dolayısıyla eğer Sayın Kalkandelen’in kafasına takılan husus, bu iddialar etrafında şekilleniyorsa, yapılan bu açıklamayla birlikte söz konusu soru işaretlerinin ortadan kalktığını söylemek mümkün.

Türkiye’de siyaset uzun süredir semboller üzerinden okunuyor. İnanç, bazen oy hesabının; bazen de siyasi sadakatin ölçüsü gibi sunuluyor. Oysa bir siyasetçinin nerede ibadet ettiği değil, nasıl yönettiği ve ne ürettiği konuşulmalı.
HABER MERKEZİ
