İnsan camiye giderken ne düşünür?

Namazını kılmayı, duasını etmeyi, birkaç dakika da olsa dünyanın telaşından uzaklaşmayı…

Peki ya o birkaç dakikalık huzur, bir yankesicinin hedefi haline gelirse?

Tavan Çöktü, Yolcuların Güveni Sarsıldı
Tavan Çöktü, Yolcuların Güveni Sarsıldı
İçeriği Görüntüle

Adana’da yaşanan olay tam da bunu düşündürüyor. Namaz kılmak için camiye giden bir kadın, ibadethanenin merdivenlerinden üst kata çıkarken iki şüphelinin hedefi oluyor. Cüzdanı ve 2 gram altını çalınıyor. Kadın namazını kılıp camiden çıktıktan sonra eşyalarının olmadığını fark ediyor.

İşin en acı tarafı ise olayın yaşandığı yer.

Bir cami.

İnsanların kendini güvende hissettiği, manevi huzur aradığı, kötülükten uzaklaşmak istediği bir mekân.

Ne yazık ki suç, artık mekân seçmiyor.

Kalabalık pazar yerinde de olabilir, otobüste de, hastanede de, camide de…

Yankesicilik olaylarının ortak noktası çoğu zaman aynı: Bir anlık dalgınlık, kalabalık ortam ve şüphelilerin bunu fırsata çevirmesi.

Bu olayda da güvenlik kameraları önemli rol oynuyor. Polis ekipleri görüntülerden şüphelileri belirliyor ve bunlardan biri yakalanıyor. Yakalanan şüphelinin, “Ben yapmadım, yanımdaki yaptı” diyerek suçu arkadaşına atması ise olayın başka bir dikkat çekici tarafı.

Ama asıl üzerinde durmamız gereken mesele şu:

Vatandaş artık nerede tedbirli olacak?

Camiye giderken bile çantasını, cüzdanını, telefonunu kontrol etmek zorunda kalıyorsa burada yalnızca bireysel dikkatsizlikten söz etmek haksızlık olur.

İbadethaneler özellikle cuma namazlarında, kandillerde, bayramlarda ve yoğun saatlerde kalabalıklaşıyor. Kalabalık da ne yazık ki yankesiciler için uygun bir ortam oluşturabiliyor.

Bu nedenle camilerde güvenlik kameralarının aktif şekilde çalışması, giriş ve çıkış noktalarının mümkün olduğunca kontrol altında tutulması, vatandaşların değerli eşyalarını açıkta bırakmaması büyük önem taşıyor.

Burada din görevlilerine, güvenlik birimlerine ve vatandaşa ayrı ayrı sorumluluk düşüyor.

Ancak meselenin bir başka yönü daha var.

Toplum olarak birbirimize karşı daha dikkatli olmak zorundayız. Yanımızda şüpheli şekilde hareket eden birini gördüğümüzde görmezden gelmemek, özellikle yaşlıları ve savunmasız kişileri uyarmak küçük ama etkili bir tedbir olabilir.

Çünkü yankesicilik yalnızca maddi kayıp değildir.

Çalınan bir cüzdanın içinde para vardır, kimlik vardır, banka kartları vardır, belki hatırası olan bir eşya vardır.

En önemlisi de insanın güven duygusu vardır.

O kadın belki bundan sonra her camiye gidişinde cebini kontrol edecek.

Belki arkasına bakacak.

Belki ibadet ederken bile aklının bir köşesinde “Eşyalarım güvende mi?” sorusu olacak.

İşte suçun görünmeyen zararı tam da budur.

Bir insanın sadece malını değil, kendini güvende hissetme hakkını da çalarsınız.

Adana’daki bu olay, hepimize küçük ama önemli bir uyarı veriyor:

İbadethaneler huzurun adresi olabilir ama kötü niyetli kişiler için hiçbir yer dokunulmaz değil.

Bu yüzden güvenmek kadar tedbirli olmak da gerekiyor.

Çünkü bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki camide bile tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.