Vücut, bakteri, virüs ve diğer mikroorganizmalarla mücadele edebilmek için karmaşık bir bağışıklık sistemine sahip. Bu sistemin sağlıklı çalışmasında genetik yapı, uyku, stres, fiziksel aktivite ve genel beslenme düzeni birlikte rol oynuyor.
Bazı besinlerde bulunan bileşikler ise bağışıklık fonksiyonlarını destekleyebilecek özellikleriyle bilimsel araştırmalara konu oluyor. Sarımsaktaki allicin, zencefildeki gingerol ve shogaol bileşikleri, yoğurttaki canlı kültürler ve yeşil çaydaki kateşinler bunların başında geliyor.
Sarımsak neden dikkat çekiyor? Sarımsak, geleneksel beslenmede yüzyıllardır kullanılan ürünlerden biri. Özellikle ezildiğinde veya doğrandığında oluşan allicin isimli bileşik üzerinde çok sayıda araştırma bulunuyor.Laboratuvar çalışmalarında allicinin farklı bakteri türlerine karşı antibakteriyel aktivite gösterebildiği, sarımsaktaki bazı organosülfür bileşiklerinin de antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu bildiriliyor.
Sarımsağın bağışıklık hücrelerinin bazı işlevlerini etkileyebileceğini gösteren çalışmalar da mevcut. Ancak bu sonuçlar, sarımsağın enfeksiyonları tedavi eden bir antibiyotik yerine kullanılabileceği anlamına gelmiyor.
ü
Sarımsak soğuk algınlığını önler mi?Sarımsağın soğuk algınlığını önleyebileceği yönünde yaygın bir inanış bulunuyor. Ancak klinik araştırmalar bu konuda kesin bir sonuca ulaşmış değil.
Sarımsağın soğuk algınlığındaki etkisini inceleyen bilimsel değerlendirmelerde mevcut kanıtların sınırlı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle “soğuk algınlığını yüzde 60 önlüyor” gibi kesin oranlarla yapılan açıklamalara temkinli yaklaşmak gerekiyor.
Sarımsak, dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketilebilir; ancak enfeksiyon durumunda tıbbi tedavinin yerine geçirilmemeli.
Zencefilin etkisi nereden geliyor? Zencefilin en çok araştırılan bileşikleri arasında gingerol ve shogaol bulunuyor.Bilimsel incelemeler, zencefil ve içerdiği aktif maddelerin antioksidan ve antiinflamatuar potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Bazı laboratuvar çalışmalarında bakteriler, mantarlar ve virüsler üzerinde de etkiler gözlemlenmiş durumda.
Ancak laboratuvar ortamında görülen antiviral bir etkinin insanlarda belirli bir enfeksiyonu kesin olarak önlediği veya hastalık süresini kısalttığı anlamına gelmediğini unutmamak gerekiyor.
Zencefil çayı nasıl hazırlanabilir?Taze zencefil çayı hazırlamak oldukça basit.
Bir fincan sıcak suya birkaç ince dilim taze zencefil eklenerek yaklaşık 5-10 dakika demlenebilir. İsteğe göre limon eklenebilir.
Zencefili günlük yemeklere baharat olarak eklemek de mümkün. Ancak özellikle kan sulandırıcı ilaç kullananların veya düzenli yüksek miktarda zencefil tüketmek isteyenlerin sağlık profesyoneline danışması daha uygun olabilir.
Yoğurt bağırsak sağlığını nasıl etkiliyor?Bağırsaklar, bağışıklık sistemiyle yakın ilişki içerisinde olan oldukça karmaşık bir mikrobiyal ekosisteme sahip.
Bazı yoğurtlar ve fermente süt ürünleri canlı bakteri kültürleri içeriyor. Probiyotik mikroorganizmaların bağırsaktaki bağışıklık hücreleri ve mikrobiyota ile etkileşerek bağışıklık dengesinde rol oynayabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor.
Yoğurt tüketimi üzerine yapılan bazı çalışmalarda bağışıklık fonksiyonlarında olumlu değişiklikler bildirilse de sonuçların kullanılan yoğurt türüne ve bakteri suşlarına göre değişebildiği görülüyor.
Her yoğurt probiyotik midir?
Her yoğurdun aynı probiyotik içeriğine sahip olduğunu düşünmek doğru değil.
Yoğurt üretiminde bakteriyel kültürler kullanılıyor ancak “probiyotik” olarak değerlendirilen ürünlerde belirli mikroorganizma türlerinin yeterli miktarda canlı olarak bulunması gerekiyor.
Bu nedenle probiyotik amacıyla ürün tercih edenlerin etiket bilgilerine ve içerdiği canlı kültürlere bakması önemli. NIH de probiyotiklerin etkilerinin mikroorganizma türüne ve hatta suşuna bağlı olarak değişebileceğini belirtiyor.
Yeşil çayın gücü kateşinlerden geliyor Yeşil çay, kateşin adı verilen polifenoller bakımından zengin bir içecek. En çok araştırılan kateşinlerden biri ise EGCG (epigallokateşin gallat). Yeşil çayın antioksidan ve antiinflamatuar özelliklerinin önemli bölümünün bu bileşiklerle ilişkili olduğu düşünülüyor.Laboratuvar çalışmalarında EGCG’nin bazı virüslerin hücrelere girişini veya çoğalmasını etkileyebileceğine dair sonuçlar bulunuyor. Ancak insanlarda enfeksiyonların önlenmesine ilişkin klinik kanıtlar henüz kesin değil.
Yeşil çay günde kaç fincan içilebilir?Sağlıklı yetişkinler yeşil çayı günlük sıvı tüketiminin bir parçası olarak ölçülü şekilde tüketebilir.
Ancak yeşil çayın kafein içerdiği unutulmamalı. Kafeine hassas kişilerde fazla tüketim çarpıntı, huzursuzluk veya uyku problemlerine neden olabilir.
Hamilelik, emzirme dönemi, düzenli ilaç kullanımı veya belirli sağlık problemleri söz konusuysa yüksek miktarda yeşil çay ya da yeşil çay takviyesi kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışılması uygun olur.
“Mikropları yok eden besin” ifadesine dikkatSarımsak, zencefil ve yeşil çayın laboratuvar ortamında antimikrobiyal özelliklerinin gösterilmiş olması, bu besinleri yiyerek vücuttaki zararlı mikroorganizmaların tamamen yok edilebileceği anlamına gelmiyor.
İnsan vücudundaki enfeksiyonların tedavisi çok daha karmaşık. Bakteriyel hastalıklarda gerekli durumlarda antibiyotik, bazı viral hastalıklarda antiviral ilaç veya farklı tıbbi tedaviler gerekebilir.
Bu nedenle doğal besinler tedavi yerine değil, sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak düşünülmeli. Bağışıklık nasıl güçlendirilir?Bağışıklığı tek bir yiyecekle “çelik gibi” yapmak mümkün değil.
Sebze, meyve, tam tahıl, protein kaynakları ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli bir beslenme; yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durmak bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması açısından daha anlamlı bir yaklaşım oluşturuyor.
Sarımsak, zencefil, yoğurt ve yeşil çay ise bu genel beslenme düzeninin içerisinde yer alabilecek seçenekler.
Doğal destek var, mucize yok Sonuç olarak sarımsak, zencefil, yoğurt ve yeşil çay, içerdikleri farklı biyoaktif bileşikler nedeniyle bağışıklık ve genel sağlık açısından araştırılan besinler arasında bulunuyor. Sarımsakta allicin, zencefilde gingerol türevleri, yoğurtta bazı canlı kültürler ve yeşil çayda kateşinler bu ürünlerin öne çıkmasını sağlıyor. Ancak hiçbirinin “ilaç gibi mikropları yok ettiği”, enfeksiyonları kesin olarak önlediği veya sudan daha yararlı olduğu bilimsel olarak söylenemez.En doğru yaklaşım, bu besinleri dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketmek ve hastalık durumunda tıbbi değerlendirmeyi geciktirmemek.
HABER MERKEZİ




