İstanbul'da olası büyük deprem riski gündemdeki yerini korurken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş'ın son değerlendirmeleri dikkat çekti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından hazırlanan 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosunu ele alan Bektaş, deprem riskinin yalnızca teorik hesaplamalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Gerçek deprem kayıtları ve En Yüksek Yer İvmesi (PGA) verilerinin önemine işaret eden Bektaş, bu veriler ışığında yapılan değerlendirmelerde ağır hasarlı bina sayısına ilişkin tahminlerin önceki senaryolara göre daha düşük seviyelere gerilediğini ifade etti.

İstanbul'da 7,5 Büyüklüğünde Deprem Senaryosu Yeniden Gündemde

İstanbul'da beklenen büyük depreme yönelik çalışmalar, milyonlarca kişinin yaşadığı kentte yapı güvenliği ve zemin özelliklerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Osman Bektaş, İBB'nin 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosunu değerlendirirken mevcut risk hesaplamalarının gerçek deprem verileriyle karşılaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Bektaş'ın değerlendirmesine göre, deprem sırasında ortaya çıkabilecek hasarın büyüklüğü yalnızca depremin şiddetine değil, sarsıntının zemindeki etkisine ve binaların dayanıklılığına da bağlı olacak.

Depremm-1

Osman Bektaş Riskli İlçeleri Açıkladı: Bu Bölgelere Dikkat!

Göz Altı Morluklarına Ne İyi Gelir? İşte Evde Hazırlanan Doğal Maske Tarifi
Göz Altı Morluklarına Ne İyi Gelir? İşte Evde Hazırlanan Doğal Maske Tarifi
İçeriği Görüntüle

İstanbul'da olası bir depremde hasarın kent genelinde eşit şekilde dağılmayacağını belirten Bektaş, özellikle zemin özellikleri bakımından hassas bölgelerin daha fazla etkilenebileceğini ifade etti.

Değerlendirmede öne çıkan bölgeler şöyle sıralandı:

  • Silivri: Yerel zemin özelliklerine bağlı olarak deprem sarsıntısının etkilerinin değişebileceği bölgeler arasında bulunuyor.
  • Avcılar: Zemin koşulları nedeniyle deprem riskinin değerlendirilmesinde öne çıkan ilçeler arasında yer alıyor.
  • Küçükçekmece: Özellikle zemin yapısının sarsıntı üzerindeki etkileri bakımından dikkat çekiyor.
  • Büyükçekmece: Yerel zemin koşulları nedeniyle olası depremde hasar riskinin yoğunlaşabileceği ilçeler arasında gösteriliyor.
  • Bakırköy sahil şeridi: Kıyı kesimlerindeki zemin özellikleri nedeniyle dikkat edilmesi gereken alanlar arasında bulunuyor.

Ayrıca İstanbul genelinde alüvyon zeminlerin bulunduğu diğer bölgelerde de sarsıntının etkilerinin farklılaşabileceği vurgulandı.

Bu bölgelerin riskli alanlar arasında gösterilmesi, ilçelerdeki bütün binaların aynı derecede tehlike altında olduğu anlamına gelmiyor. Bina yaşı, mühendislik hizmeti, yapı kalitesi ve parsel bazındaki zemin koşulları hasar riskini doğrudan etkiliyor.

Ağır Hasarlı Bina Sayısında Dikkat Çeken Değişiklik

Prof. Dr. Osman Bektaş'ın değerlendirmesinde en dikkat çekici başlıklardan biri de olası İstanbul depreminde ağır hasar görebilecek bina sayısına ilişkin hesaplamalar oldu.

Aktarılan bilgilere göre, önceki senaryolarda İstanbul genelinde yıkık veya ağır hasarlı bina sayısının 48 bin ile 90 bin arasında olabileceği öngörülüyordu.

Bektaş, gerçek deprem kayıtları ve yer ivmesi verileri kullanılarak yapılan kalibrasyon çalışmaları sonucunda bu tahminin 15 bin ile 22 bin bina aralığına gerilediğini belirtti.

Ancak bu rakamlar, belirli varsayımlar çerçevesinde elde edilen senaryo sonuçlarını ifade ediyor. Dolayısıyla İstanbul'da meydana gelebilecek bir depremde kesin olarak bu sayıda binanın ağır hasar alacağı anlamına gelmiyor.

Osman Bektaşşp

Pga Verileri Neden Önemli?

Deprem değerlendirmelerinde kullanılan En Yüksek Yer İvmesi (PGA), yerin deprem sırasında maruz kaldığı en yüksek ivme değerini ifade ediyor.

Bu veri, deprem hareketinin yapılar üzerinde oluşturabileceği etkilerin değerlendirilmesinde önemli göstergeler arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Osman Bektaş'ın vurguladığı yaklaşımda, teorik deprem modellerinin gerçek sarsıntı kayıtlarıyla karşılaştırılması ön plana çıkıyor.

Böylece deprem senaryolarındaki belirsizliklerin daha iyi değerlendirilmesi ve olası hasar tahminlerinin eldeki veriler doğrultusunda geliştirilmesi amaçlanıyor.

İstanbul Depreminde Zemin Yapısı Belirleyici Olacak

İstanbul'daki deprem riskinin ilçeden ilçeye, hatta aynı ilçenin farklı mahalleleri arasında değişebilmesinin en önemli nedenlerinden biri yerel zemin koşulları olarak gösteriliyor.

Özellikle gevşek ve alüvyon zeminlerde deprem dalgalarının farklı davranabilmesi, bazı bölgelerde sarsıntının daha güçlü hissedilmesine yol açabiliyor.

Bununla birlikte depremde oluşabilecek hasar yalnızca zemin yapısına bağlı değil. Yapıların mühendislik özellikleri, kullanılan malzemeler, bina yaşı ve mevcut taşıyıcı sistemlerin durumu da belirleyici rol oynuyor.

Bu nedenle İstanbul'da deprem hazırlıklarının yalnızca ilçe bazlı risk değerlendirmeleriyle sınırlı tutulmaması, binaların tek tek incelenmesi büyük önem taşıyor.

HABER MERKEZİ

Muhabir: Haber Merkezi