Makalede, bu sistemlerin tespit edilmesi ve etkisiz hale getirilmesinin oldukça zor olduğuna dikkat çekilirken, özellikle hipersonik hızlara ulaşabilen yeni nesil füzelerin savunma dengelerini değiştirebileceği ifade edildi.
Değerlendirmede, Murat İkinci’nin geliştirme süreci devam eden 300ER (Extension Range) hipersonik balistik füzesinin testlerinin bu yıl başlamasına yönelik açıklamalarına da yer verildi. Söz konusu füzenin, T-300 KAPLAN sistemini temel alan TRG-300 balistik füzesinin hava platformlarına uyarlanmış versiyonu olduğu aktarıldı.

Teknik özelliklere ilişkin bilgilerde, füzenin yaklaşık 5 metre uzunluğunda, 370 milimetre çapında ve yaklaşık 900 kilogram ağırlığında olduğu; hedefleme sisteminin GPS/INS ve görüntü arayıcı teknolojileriyle sağlandığı ve menzilinin 500 kilometrenin üzerinde olduğu belirtildi. Bu sistemlerin savaş uçakları ve insansız hava araçlarına entegre edilebildiği ifade edildi.
Yazıda, hava fırlatmalı balistik füzelerin (ALBM) balistik silahların hız ve yıkıcı gücünü hava platformlarının esnekliğiyle birleştiren gelişmiş bir silah sınıfı olduğu vurgulandı. Bu özellikleri sayesinde yüksek korumalı hava savunma ortamlarında önemli avantaj sağladıkları kaydedildi.

Hipersonik hızları ve farklı yönlerden fırlatılabilme kabiliyetleri nedeniyle bu sistemlerin radarlar tarafından tespit edilmesinin zor olduğu, aynı zamanda hava savunma sistemleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.
Analizde, Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kendi askeri kapasitesini artırmak için değil, aynı zamanda savunma sanayi ihracatı kapsamında da geliştirdiği ifade edildi. Örnek olarak 300 kilometrenin üzerinde menzile sahip BORA balistik füzesine değinilirken, daha uzun menzilli sistemlerin de geliştirilmekte olduğu öne sürüldü.

Ayrıca kısa menzilli balistik füze sınıfındaki TAYFUN sisteminin daha uzun menzilli versiyonlarının da farklı hedeflere ulaşabilecek kapasitede olduğu iddia edildi.
Yazıda, bu füze sistemlerinin mobil platformlar üzerinde konuşlandırılabildiği ve bu sayede yerlerinin tespit edilmesinin zorlaştığı savunuldu. Aynı anda çok sayıda füzenin fırlatılabilmesinin hava savunma sistemlerinde yoğunluk oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Son olarak makalede, Türkiye’nin savunma stratejisinin çok katmanlı bir yapı kurmaya yönelik olduğu, savaş uçakları, insansız hava araçları, radarlar, hava savunma sistemleri ve elektronik harp unsurlarını kapsayan geniş bir savunma mimarisi oluşturmayı hedeflediği ileri sürüldü.
HABER MERKEZİ
