Terör ve Güvenlik Uzmanı Mete Yarar, YouTube kanalında gerçekleştirdiği canlı yayında Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Ege’deki silahlanma, bölgesel ittifaklar ve Türk savunma sanayisindeki gelişmeler hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yunanistan’ın Türkiye karşıtı politikalardan ve gerilimden beslendiğini savunan Yarar, olası bir savaşın iki ülkeye de zarar vereceğini ancak güç dengelerinin karşılaştırılabilir olmadığını söyledi.
“Yunanistan gerilimden besleniyor”
Canlı yayının ana gündemini “Yunanistan savaş mı istiyor?” sorusu üzerine kuran Mete Yarar, Atina yönetiminin ekonomik ve siyasi açıdan Türkiye ile yaşanan gerilimleri kullandığını öne sürdü.
Yunanistan ekonomisinin büyük ölçüde turizme bağlı ve kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Yarar, buna rağmen Türkiye karşıtı söylemlerin sürekli yükseltilmesini eleştirdi. Yarar, Türkiye ile Yunanistan’ın ekonomi, savunma sanayisi, ordu kapasitesi ve istihbarat gücü bakımından karşılaştırılabilecek ülkeler olmadığını savundu.
Yarar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan arasında gelişen iş birliğine de değinerek, söz konusu ülkelerin Türkiye’ye karşı bölgesel bir blok oluşturmaya çalıştığını iddia etti.

Silahlandırılan adalara dikkat çekti
Mete Yarar’ın en sert açıklamalarından biri, gayri askeri statüde bulunmasına rağmen silahlandırıldığı belirtilen Ege adalarıyla ilgili oldu.
Yunanistan’ın adalara uzun menzilli füze ve silah sistemleri konuşlandırdığını söyleyen Yarar, Türkiye’nin bu sürece daha güçlü tepki vermesi gerektiğini savundu. Türk vatandaşlarının söz konusu adalara yönelik seyahatlerinin ve deniz trafiğinin sınırlandırılabileceğini belirten Yarar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’ye karşı hasmane davranışlar sergileniyorsa, Türk turistlere de ihtiyaçları olmadığını göstermiş olurlar. Hem adaları silahlandırıp hem de Türkiye’ye karşı tehdit oluşturmadıklarını söylemeleri mümkün değil.”
Yarar, Yunanistan’ın Türkiye’nin F-35 programına dönüşü ve diğer savunma projeleri konusunda da engelleyici bir politika izlediğini ileri sürdü.
“Türkiye’nin Yunanistan’dan toprak talebi yok”
Türkiye’nin Yunanistan ile savaşarak elde etmek istediği bir toprak bulunmadığını vurgulayan Yarar, asıl sorunun Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sınırlandırmaya çalışması olduğunu ifade etti.
Yarar, “Türkiye’nin Yunanistan’dan bir toprak talebi yok. Mesele onların Ege’yi tamamen kapatmak istemeleri, Türkiye’yi Akdeniz’de sıkıştırmaya çalışmaları ve Kıbrıs’taki Türk varlığını yok saymalarıdır” dedi.
Olası savaş ihtimalini gerçekçi bulmadığını belirten Yarar, “Türkiye ile Yunanistan’ın karşılıklı savaş senaryosu bana mantıklı gelmiyor. Elbette savaş olursa her iki taraf da zarar görür. Ancak karşı tarafın uzun süre ayağa kalkamayacak kadar ağır hasar alacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

PKK ve terör örgütlerine destek suçlaması
Mete Yarar, Yunanistan’ın geçmişten bugüne Türkiye karşıtı terör örgütlerine destek verdiğini de öne sürdü.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da Yunanistan’ın büyükelçilik yerleşkesinden ayrıldıktan sonra yakalandığını hatırlatan Yarar, Yunan istihbaratı ile terör örgütleri arasında geçmişte ilişkiler bulunduğunu savundu.
Yarar, Yunanistan’ın PKK’nın yanı sıra FETÖ ve DHKP-C mensuplarına da destek verdiğini iddia ederek, “Türkiye karşıtı ne varsa destekleyen bir yapıdan söz ediyoruz” dedi.
Türkiye’nin uzun yıllardır yalnızca klasik askeri tehditlerle değil, asimetrik yöntemlerle de hedef alındığını belirten Yarar, bu nedenle yaşanan sürecin yalnızca “savaş istiyorlar mı?” sorusuyla açıklanamayacağını söyledi.
Türkiye-İngiltere savunma anlaşmasına özel vurgu
Canlı yayında Türkiye ile İngiltere arasında imzalandığı belirtilen savunma iş birliği ve güvenlik anlaşmasına da değinen Mete Yarar, anlaşmanın ayrıntılarının henüz açıklanmadığını söyledi.
İngiltere’nin teknolojik açıdan dünyanın önde gelen savunma sanayisi ülkelerinden biri olduğunu ifade eden Yarar, bu iş birliğinin Türkiye’nin Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle savunma ilişkilerinin gelişmesine de katkı sağlayabileceğini belirtti.
Yarar, İngiltere ile yapılan anlaşmanın Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bazı kritik savunma teknolojilerine erişimini kolaylaştırabileceği görüşünü dile getirdi.

“Türkiye için beka değil, güvenlik sorunu”
Mete Yarar, terör örgütleri ve Yunanistan kaynaklı tehditlerin Türkiye için “beka sorunu” olarak tanımlanmasına da karşı çıktı.
Türkiye’nin sahip olduğu ekonomik, askeri ve siyasi kapasitenin küçümsenmemesi gerektiğini belirten Yarar, “PKK Türkiye için beka sorunu değildir, güvenlik sorunudur. Yunanistan da Türkiye için beka sorunu değildir. Türkiye’nin kapasitesinin altındaki bir tehdidi beka sorunu haline getirmek, Türkiye’yi olduğundan daha zayıf göstermektir” ifadelerini kullandı.
Erdoğan-Trump ilişkilerine ilişkin değerlendirme
Canlı yayın sırasında izleyicilerden gelen soruları da yanıtlayan Yarar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik övgülerini değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın övgülerle politika değiştiren bir lider olmadığını belirten Yarar, devlet yönetiminde kişisel duygularla ülke çıkarlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Yarar, Türkiye’nin Gazze, Suriye, SDG, Kıbrıs ve Ege politikalarında temel bir değişiklik yaşanmadığı sürece liderler arasındaki görüşmelerin devlet yönetiminin doğal bir parçası olduğunu ifade etti.
“Devlet adamı bazen istemediği kişilerle de görüşmek zorundadır. Sırtınızda ülkenin ekonomik, askeri ve siyasi yükü varsa bireysel tercihlerle hareket edemezsiniz” diyen Yarar, Erdoğan’ın uluslararası ilişkilerde gerçekçi bir siyaset izlediğini savundu.
Türk savunma sanayisindeki projeleri anlattı
Mete Yarar, yayının ilerleyen dakikalarında Türk savunma sanayisinin ulaştığı seviyeye ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hava ve füze savunma projeleri için 24 milyar dolarlık kaynak ayrıldığı yönündeki açıklamasının son derece önemli olduğunu söyleyen Yarar, bu yatırımların Türkiye’nin bölgesel güç dengesindeki konumunu değiştireceğini belirtti.
Tayfun Blok-3, Kızılelma, Hürjet, Hürkuş, ANKA-3 ve hava elektronik harp sistemleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Yarar, bazı gizli projelerin kamuoyuna açıklanmadan yürütüldüğünü ifade etti.
HAVA SOJ sistemine dikkat çekti
Yarar, Türkiye’nin geliştirdiği HAVA SOJ sisteminin özellikle olası bir savaşta çok önemli bir kuvvet çarpanı olacağını söyledi.
Elektronik harp sistemlerinin düşman radarlarında yüzlerce sahte hedef oluşturabileceğini belirten Yarar, şu örneği verdi:
“Radarınızda 500 uçak görürsünüz ancak bunların yalnızca 10’u gerçektir. Hangisine füze atacağınızı, hangisinin gerçek olduğunu anlayamazsınız. Bu durum karşı tarafın hava savunma personelini ve pilotlarını büyük baskı altına sokar.”
Türkiye’nin elektronik harp kapasitesinin rakip ülkeler açısından ciddi bir caydırıcılık oluşturduğunu belirten Yarar, sistemlerin gerçek etkisinin ancak savaş ortamında tam olarak görülebileceğini söyledi.
Kızılelma ve ANKA-3 ne zaman envantere girecek?
Mete Yarar, Kızılelma’nın 2026 yılı içinde envantere girmesinin beklendiğini söyledi. Hürkuş’un da envantere katılacağını belirten Yarar, sınırlı sayıda Hürjet teslimatının yapılabileceğini ifade etti.
ANKA-3 konusunda kesin bir tarih vermeyen Yarar, platformun 2027 yılında envantere girmesinin daha güçlü bir ihtimal olduğunu söyledi.
Bir F-16 fiyatına 8-10 adet Kızılelma alınabileceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Yarar, bu sayının yüksek olduğunu belirtti. Yarar, bir F-16 maliyetine yaklaşık 5-6 Kızılelma alınabileceğini tahmin ettiğini dile getirdi.
Avrupa’daki Türklere mesaj
Yayın sırasında Avrupa’da olası bir savaş çıkması halinde Türk vatandaşlarının ne yapması gerektiği de soruldu.
Türkiye’nin dünyanın farklı bölgelerinde vatandaşlarını tahliye etme ve koruma kapasitesine sahip olduğunu belirten Yarar, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına bulundukları yeri resmi kurumlara bildirmeleri çağrısında bulundu.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşını dünyanın hiçbir yerinde yalnız bırakmaz. Nerede olduğunuzu bildirmeniz yeterlidir” diyen Yarar, kriz dönemlerinde Türk toplumunun siyasi ve ideolojik ayrılıkları bir kenara bırakarak dayanışma içinde hareket ettiğini söyledi.
Yarar, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’da farklı siyasi görüşlerden grupların birlikte yardım çalışmalarına katıldığını hatırlatarak, Türk toplumunun kriz zamanlarında güçlü bir dayanışma örneği sergilediğini ifade etti.
“Türkiye tehdit etmez, zamanı geldiğinde gereğini yapar”
Yayının sonunda Türkiye’nin geçmişte “Bir gece ansızın gelebiliriz” söylemiyle bağlantılı olarak yaptığı askeri operasyonları hatırlatan Mete Yarar, Türkiye’nin tehditlerle değil, doğrudan sonuç alıcı adımlarla hareket ettiğini söyledi.
Suriye, Irak, Kıbrıs ve Karabağ örneklerini veren Yarar, “Bir gece ansızın demek, yarın gece demek değildir. Her şeyin bir zamanı vardır. Türkiye tehdit etmez, gereğini zamanı geldiğinde yapar” ifadelerini kullandı.
Mete Yarar’ın açıklamalarında Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki gerilim, Ege adalarının silahlandırılması, bölgesel ittifaklar ve Türk savunma sanayisindeki yeni projeler öne çıkan başlıklar oldu.
HABER MERKEZİ
