Halk arasında “zekâ geriliğine neden olan besinler” şeklinde araştırılan konu, bilimsel açıdan tek bir yiyecekle açıklanamaz. Bir besinin ara sıra tüketilmesi doğrudan zihinsel yetersizliğe yol açmaz. Asıl risk; besin değeri düşük ürünlerin sürekli tüketilmesi, sağlıklı gıdaların öğünlerden çıkarılması ve çocuğun gelişimi için gerekli vitamin ile minerallerin yeterince alınmamasıdır.
Özellikle gebelik dönemi, bebeklik ve çocukluk yıllarında dengeli beslenme büyük önem taşır. Bu dönemlerde yaşanan demir, iyot, B12 vitamini, folat ve protein eksiklikleri gelişim üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabilir.
Aşırı şekerli yiyecekler
Şekerlemeler, paketli kekler, bisküviler, tatlılar, şekerli kahvaltılık gevrekler ve gazlı içecekler yüksek miktarda şeker içerebilir. Bu ürünler enerji sağlasa da çoğunlukla protein, lif, vitamin ve mineral bakımından yetersizdir.
Şekerli ürünlerin sık tüketilmesi çocukların ana öğünlerde daha az yemek yemesine neden olabilir. Böylece yumurta, süt, et, balık, sebze ve meyve gibi gelişimi destekleyen besinlerin tüketimi azalabilir.
Aşırı şeker tüketimi ayrıca kan şekerinde hızlı değişimlere yol açarak çocuklarda yorgunluk, huzursuzluk ve dikkat dağınıklığına neden olabilir.

Cips ve paketli atıştırmalıklar
Cips, aromalı kraker, hazır tatlı, şekerleme ve benzeri paketli ürünler genellikle yüksek miktarda tuz, yağ ve kalori içerir. Buna karşılık çocukların gelişimi için ihtiyaç duyduğu besleyici öğeler bakımından zayıf kalabilir.
Bu ürünlerin sürekli olarak sağlıklı öğünlerin yerine tüketilmesi, beslenme kalitesinin düşmesine neden olur. Uzun vadede demir, çinko, vitamin ve kaliteli protein alımının azalması çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Fast food ürünleri
Hamburger, patates kızartması, kızarmış tavuk, pizza ve benzeri hazır yiyeceklerin sık tüketilmesi dengeli beslenmeyi bozabilir. Bu ürünlerde tuz, doymuş yağ ve kalori miktarı genellikle yüksektir.
Fast food tüketiminin alışkanlık haline gelmesi; sebze, meyve, kurubaklagil ve tam tahılların daha az tüketilmesine yol açabilir. Sağlıklı besinlerin öğünlerde yeterince yer almaması, çocukların büyüme ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. 
Demir bakımından yetersiz beslenme
Demir, beynin ve sinir sisteminin sağlıklı çalışması için gerekli minerallerden biridir. Uzun süre devam eden demir eksikliği; halsizlik, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü ve okul başarısında düşüş gibi sorunlarla kendini gösterebilir.
Sürekli ekmek, makarna, pirinç ve paketli ürünlerle beslenen çocuklar yeterince demir alamayabilir. Kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller ve koyu yeşil yapraklı sebzeler dengeli beslenme düzeninde yer almalıdır.

Demir takviyesi ise doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır. Eksikliğin kan testiyle belirlenmesi ve tedavinin hekim kontrolünde yapılması gerekir.
İyot eksikliğine yol açan beslenme
İyot, tiroit hormonlarının üretimi ve beynin gelişimi açısından önemli bir mineraldir. Özellikle gebelik, bebeklik ve çocukluk döneminde ciddi iyot eksikliği gelişim üzerinde kalıcı olabilecek olumsuz sonuçlara yol açabilir.

İyotlu tuz kullanılmaması ve iyot içeren besinlerin yeterince tüketilmemesi eksiklik riskini artırabilir. Ancak iyot almak amacıyla aşırı tuz tüketmek doğru değildir. Tuzun iyotlu olması kadar günlük tüketim miktarının sınırlandırılması da önem taşır.
Tiroit hastalığı bulunan kişilerin ve gebelerin doktor önerisi olmadan iyot takviyesi kullanmaması gerekir.
Ağır metal içerebilen ürünler
Kurşun ve cıva gibi ağır metaller çocukların gelişmekte olan sinir sistemi için ciddi risk oluşturabilir. Kaynağı belirsiz baharatlar, etiketsiz şekerlemeler, uygun olmayan seramik kaplar ve denetimsiz ürünler kurşun maruziyetine neden olabilir.

Gıdaların kullanım için uygun olmayan boyalı veya sırlı kaplarda saklanması da zararlı maddelerin yiyeceklere geçmesine yol açabilir. Bu nedenle güvenilir markaların tercih edilmesi, ambalajsız ve kaynağı bilinmeyen ürünlerden uzak durulması önemlidir.
Cıva oranı yüksek balıklar
Balık; protein, omega-3, iyot ve çeşitli mineraller bakımından değerli bir besindir. Bu nedenle balığın tamamen beslenmeden çıkarılması doğru değildir. Ancak bazı büyük ve uzun yaşayan balık türlerinde cıva miktarı daha yüksek olabilir.

Gebelerin, emziren annelerin ve küçük çocukların balık seçimine daha fazla dikkat etmesi gerekir. Balığın türü, kaynağı ve tüketim sıklığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Düşük cıva içeren balıkların uygun miktarlarda tüketilmesi, çocukların sağlıklı gelişimini destekleyebilir.
İşlenmiş et ürünleri
Sosis, salam ve sucuk gibi işlenmiş et ürünleri yüksek miktarda tuz ve doymuş yağ içerebilir. Bu ürünlerin sık tüketilmesi sağlıklı protein kaynaklarının yerini alabilir.

Çocukların beslenmesinde işlenmiş ürünler yerine yumurta, balık, tavuk, et ve kurubaklagiller gibi daha besleyici seçeneklere ağırlık verilmesi önerilir.
Tek yönlü beslenme büyük risk taşıyor
Çocuğun yalnızca birkaç çeşit yiyecekle beslenmesi, uzun vadede ciddi vitamin ve mineral eksikliklerine yol açabilir. Sürekli makarna, pilav, ekmek, patates ve paketli ürün tüketmek yeterli ve dengeli beslenme anlamına gelmez.
Çocukların öğünlerinde farklı besin gruplarının bulunması gerekir. Protein, sağlıklı yağlar, vitaminler, mineraller ve lif içeren çeşitli bir beslenme düzeni hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi destekler.

Beyin gelişimini destekleyen besinler
Yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, et, kurubaklagiller, ceviz, sebze, meyve ve tam tahıllar sağlıklı beslenme planında yer almalıdır.
Çocukların yeterli su içmesi, düzenli uyuması, fiziksel olarak aktif olması ve ekran karşısında geçirdiği sürenin sınırlandırılması da öğrenme ve dikkat gelişimi açısından önem taşır.

Çocukta sürekli iştahsızlık, gelişme geriliği, çabuk yorulma, dikkat sorunu veya okul başarısında belirgin düşüş görülmesi halinde doktora başvurulmalıdır. Gerekli incelemeler sonucunda demir, B12 vitamini, folat, D vitamini ve tiroit değerleri kontrol edilebilir.
Tek bir besinin doğrudan “zekâ geriliğine” yol açtığını söylemek doğru değildir. Ancak sağlıksız beslenmenin alışkanlık haline gelmesi, ciddi besin eksiklikleri ve zararlı maddelere maruz kalmak çocukların gelişimini riske atabilir.
HABER MERKEZİ
