Terör ve güvenlik uzmanı Mete Yarar, YouTube kanalında yaptığı son değerlendirmede Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişine dikkat çekerken, içeriden ve dışarıdan gelebilecek risklere karşı uyarılarda bulundu. Yarar, savunma sanayiinin yalnızca askeri değil, dış politika, enerji ve terörle mücadele alanlarında da belirleyici bir güç haline geldiğini söyledi.

“Türkiye Artık Oyun Kuran Bir Ülke”
Yarar, Türkiye’nin son yıllarda dış politikada daha aktif bir rol üstlendiğini belirterek, Suriye, Irak, Somali ve Libya gibi bölgelerde yürütülen faaliyetlerin belirli bir stratejik plan dahilinde ilerlediğini ifade etti. Bu sürecin temel dayanağının ise savunma sanayii, silahlı kuvvetlerin kapasitesi ve istihbarat gücü olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsızlık oranının önemli ölçüde arttığını hatırlatan Yarar, “Artık yalnızca sahada değil, masada da oyun kuran bir ülkeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Baykar, ASELSAN ve TUSAŞ Vurgusu
Yarar, Türkiye’de savunma sanayi şirketlerinin küresel ölçekte dikkat çektiğini belirterek özellikle ihracat oranlarının önemine değindi. Türkiye’de savunma sanayinde kalıcı büyümenin ancak yurt dışı satışlarla mümkün olabileceğini söyledi.
Baykar’ın yüksek ihracat oranına dikkat çeken Yarar, büyük ölçekli şirketlerin ayakta kalabileceğini ancak küçük ve orta ölçekli firmalar için doğru planlama yapılmazsa risk oluşabileceğini ifade etti. ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan ve HAVELSAN gibi büyük firmaların güçlü yapısına işaret ederken, savunma ekosistemindeki diğer şirketlerin sürdürülebilirliği için stratejik planlamanın şart olduğunu dile getirdi.
KAAN ve Altay Örneği
Yarar, ambargoların Türkiye’nin savunma projelerinde en büyük handikaplardan biri olduğunu söyledi. KAAN savaş uçağı ve Altay tankı projelerinde motor tedariki konusunda yaşanan zorlukları hatırlatan Yarar, müttefik ülkelerin uyguladığı kısıtlamaların maliyetleri artırdığını belirtti.
“Başka ülkeler Lego gibi parça temin ederken, biz birçok sistemi sıfırdan üretmek zorunda kalıyoruz” diyen Yarar, bunun uzun vadede avantaj sağlayabileceğini ancak kısa ve orta vadede ciddi maliyet ve zaman kaybına yol açtığını vurguladı.

“En Büyük Risk İçerideki Dağınıklık”
Savunma sanayiindeki büyümeyle birlikte sektöre yoğun bir ilginin oluştuğunu belirten Yarar, kontrolsüz büyümenin ve plansız şirketleşmenin risk oluşturabileceğini söyledi. Ölçek ekonomisinin doğru yönetilmemesi halinde kaynak israfı yaşanabileceğini ifade etti.
Sektörde artan dedikodu ve manipülasyon riskine de dikkat çeken Yarar, bu durumun uzun vadede savunma sanayiine zarar verebileceğini belirtti. “İyiyken tedbir alınmalı. Düşüş başladığında müdahale etmek geç olur” uyarısında bulundu.
“Savunma Sanayii Zayıflarsa Diğer Alanlar da Zayıflar”
Yarar’a göre savunma sanayi yalnızca askeri bir alan değil; dış politika, enerji güvenliği ve terörle mücadele gibi birçok stratejik başlığın temelini oluşturuyor. Bu alandaki bir zayıflamanın zincirleme etki yaratabileceğini ifade eden Yarar, savunma ekosisteminin korunması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin geliştirdiği insansız sistemler ve yeni nesil mühimmatların uluslararası alanda dikkat çektiğini belirten Yarar, bu başarıların aynı zamanda farklı ülkelerin istihbarat ve manipülasyon faaliyetlerini artırabileceğine de işaret etti.

“Göze batmaktan öte, bazı ülkelerin gözünü çıkaracak seviyedeyiz” diyen Yarar, savunma sanayinin hem içeriden hem dışarıdan gelebilecek risklere karşı korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Haber Merkezi
