Dün, 6 Eylül Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanında KPSS heyecanı vardı. Binlerce aday yıllardır kurduğu memuriyet hayaline biraz daha yaklaşabilmek için sabahın erken saatlerinde sınav merkezlerinin yolunu tuttu.
Antalya’da yaşanan bir görüntü ise günün belki de en çok akılda kalan anlarından biri oldu.
İlk kez KPSS’ye girecek olan Baran Bayraklı, sınav merkezine yetişebilmek için elinde terlikleriyle yalın ayak koştu. Nefes nefese okulun kapısına ulaştı ama birkaç saniye geç kalmıştı.
Kapı kapanmıştı.
Bazen insanın hayatında birkaç saniye, birkaç yıldan daha ağır gelir.
Aylarca hazırlanırsınız, plan yaparsınız, hayal kurarsınız. Sonra bir sabah trafik, telaş, yanlış hesaplanan birkaç dakika ya da küçük bir gecikme bütün planınızı bir anda değiştirebilir.
Baran Bayraklı’nın yaşadığı da tam olarak buydu.
Ama olayın dikkat çeken bir başka tarafı daha vardı.
Genç aday, kapıların kapandığını gördüğünde öfkeyle bağırmadı, çevresindekilere tepki göstermedi. Nefesini toparladı, vatandaşların uzattığı sudan içti ve ardından şu sözleri söyledi:
“Spor yapmış olduk. Seneye tekrar gireriz artık.”
Belki de o gün sınava giremedi ama hayatın başka bir sınavından geçti.
Çünkü bazen kaybettiğimiz bir fırsata nasıl tepki verdiğimiz, kazandığımız başarılardan daha çok şey anlatır.
KPSS yalnızca adayların değil, ailelerin de sınavı aslında.
Okul kapılarının dışında bekleyen anne ve babaların yüzlerine baktığınızda bunu çok net görüyorsunuz. İçeride çocuklar sorularla mücadele ederken dışarıda aileler dualarla, umutlarla ve beklentilerle bekliyor.
Bir anne, oğlunun iyi bir puan alıp Antalya’ya atanmasını istiyor. Bir baba ise yıllardır devam eden sınav maratonunu anlatırken aslında hepimizin hayatını özetliyor:
“Hayatın tamamı bir sınav.”
Gerçekten de öyle.
Lise sınavı, üniversite sınavı, KPSS, iş görüşmeleri, atama bekleyişleri…
Gençlerin hayatı sürekli bir sonraki kapının açılmasını beklemekle geçiyor.
Kimi o kapıdan yüksek puanla geçiyor, kimi birkaç puanla geride kalıyor, kimi ise Antalya’daki genç aday gibi kapıya yalnızca birkaç saniye geç ulaşıyor.
Ama asıl mesele belki de kapının kapanması değil.
O kapı kapandıktan sonra ne yaptığınız.
Baran Bayraklı’nın “Seneye tekrar gireriz” sözü bu yüzden küçümsenecek bir cümle değil.
İçinde hayal kırıklığı var ama pes etmek yok.
Bir sınav kaçabilir.
Bir fırsat elden gidebilir.
Bir kapı kapanabilir.
Ama insan yeniden hazırlanabiliyor, yeniden koşabiliyor, yeniden deneyebiliyor.
Dün Antalya’da bir genç sınava birkaç saniye geç kaldı.
Belki KPSS’ye giremedi.
Ama bize çok tanıdık bir şeyi hatırlattı:
Hayatta bazen mesele yetişmek değil, düştüğün yerden yeniden başlayabilmek.
