İlk olarak 1950’li yıllarda Tanzanya’da tespit edilen Chikungunya virüsü, sivrisinek ısırıklarıyla bulaşan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalık olarak biliniyor. Uzmanlara göre virüs artık sadece tropikal bölgelerle sınırlı değil ve farklı coğrafyalarda da görülmeye başladı.
Yapılan son çalışmalar, virüsü taşıyan sivrisinek türlerinin Avrupa’da kalıcı hale gelmeye başladığını gösteriyor. Özellikle “Asya kaplan sivrisineği” olarak bilinen türün, hastalığın kıta genelinde yayılmasında önemli rol oynadığı ifade ediliyor.

Araştırmacılar, artan sıcaklıkların virüsün bulaşma sürecini doğrudan etkilediğini belirledi. Analizlere göre enfeksiyonun gerçekleşmesi için gereken minimum sıcaklık eşiğinin daha önce tahmin edilenden yaklaşık 2,5 derece daha düşük olduğu ortaya çıktı. Bu durum, virüsün beklenenden daha geniş bir alana yayılabileceğini gösteriyor.
İklim değişikliğinin etkisiyle İspanya, Yunanistan ve diğer güney Avrupa ülkelerinin risk altında olduğu belirtilirken, zamanla daha kuzey bölgelerde de vakaların görülebileceği öngörülüyor.

Chikungunya enfeksiyonu genellikle yüksek ateş, yoğun eklem ağrısı ve uzun süre devam edebilen halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlar, özellikle çocuklar ve ileri yaştaki bireylerde hastalığın daha ağır seyredebildiğine dikkat çekiyor.
Son yıllarda Avrupa’da en az 10 ülkede vakaların tespit edildiği, bazı bölgelerde ise vaka sayılarında belirgin artış yaşandığı bildirildi. Bilim insanları, sivrisinek popülasyonunun kontrol altına alınması ve erken önlemlerin alınmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.

HABER MERKEZİ
