Vicdanların Sükutu: Yalova’da Bir Bebeğin Çığlığı
Gün geçmiyor ki şaşkınlığımızı gizleyebileceğimiz, endişe duymadan nefes alabileceğimiz bir güne uyanalım. Şiddet eylemlerinin dur durak bilmeden tırmandığı bu karanlık günlerde, yine korkunç bir olayla sarsıldık. Gündemle birlikte vicdanlarımız da bir kez daha ağır bir darbe aldı.
Hayvana şiddet, kadına şiddet, engelli bireye şiddet, çocuğa şiddet derken; şimdi de magandalar 14 aylık bebeklere gözlerini kırpmadan el kaldırır hale geldi. Şiddetin adresi bu kez Yalova’ydı. Bir baba ve minicik kızı, kontrolsüz bir öfkenin ve eril şiddetin hedefi oldu.
Gürültü Bahane, Vahşet Şahane!
İddialara göre olay, "gürültü" bahanesiyle fitillendi. Henüz 14 aylık olan bir bebeğin ağlamasına, oyununa, yani varlığına tahammül edemeyen "sözde" komşular, aileyi defalarca taciz etti. Babanın durumu kolluk kuvvetlerine bildirmesi de ne yazık ki bu gözü dönmüşleri durdurmaya yetmedi. Psikolojik şiddet, yerini kan donduran bir fiziksel saldırıya bıraktı.
Olay sonrası babanın ve 14 aylık bebeğin görüntülerini izlerken insanın boğazı düğümleniyor. Bebeğin yüzündeki morluklar, kafa travması riski ve yaşadığı o derin şok... Bir babanın kucağındaki evladını korumaya çalışırken aldığı darbeler, yüzündeki kan izleri... Daha da kötüsü, annenin de darp edilmesiyle bu vahşet, bir hanenin huzurunu kökten sarstı.
Toplumsal Çürüme ve Ölen Komşuluk
Ülke olarak tahammül eşiğimizin yerle bir oluşuna şahitlik ediyoruz. Bir babaya, kucağında savunmasız bir bebek varken saldırmak, hiçbir ahlaki değerle veya insani duyguyla açıklanamaz. Toplumsal çürümenin zamanla yarıştığı, nezaketin ve vicdanın bu yarışta ağır bir yenilgi aldığı günlerden geçiyoruz.
Eskiden "komşu komşunun külüne muhtaçtı", sofralar paylaşılır, acılar bölüşülürdü. Şimdilerde ise komşuluk, yerini fiziksel ve ruhsal saldırılara, düşmanlıklara bırakmış durumda. Komşuluk sadece ölmekle kalmamış, adeta bir canavara dönüşmüş.
Artık Somut Adımlar Atılmalı!
Buradan yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Bu şiddet sarmalının durdurulması için cezai yaptırımların ivedilikle yeniden yapılandırılması şarttır. Savunmasız bebekler, çocuklar, kadınlar, engelliler ve can dostlarımız olan hayvanlar için uygulanan şiddetin bedeli "kağıt üzerinde" kalmamalı, en ağır yaptırımlarla karşılık bulmalıdır.
Halk olarak, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, sokakta ve evimizin önünde de tecelli ettiğini görmek istiyoruz. İnsanlığın daha fazla can çekişmesine izin verilmemeli.
