Köşe Yazıları

Robot Garson Patronundan Zam İstedi

Ankara’daki bir restoranda çalışan Fiko isimli robot garsonun hikâyesi ilk bakışta gülümseten türden. Müşterileri karşılıyor, çocuklarla ilgileniyor, zaman zaman dans ediyor, masaların toplanmasına yardımcı oluyor. Üstelik anlatılana göre maaşı da var, haftada bir gün izin de yapıyor. İşin en renkli tarafı ise sürekli patronundan zam istemesi…

“Patron zam, patron zam” diye dolaşan bir robot fikri elbette insanın yüzünde tebessüm oluşturuyor. Ancak Fiko’nun restoranın içinde attığı her tur, aslında önümüzdeki yıllarda çok daha fazla konuşacağımız bir meselenin de küçük bir habercisi: Robotlar çalışma hayatında ne kadar yer alacak?

Restoran işletmecisi Sungur Deligözoğlu, robot garson fikrini Çin’de gördüğünü ve Türkiye’ye taşıdığını anlatıyor. Henüz birkaç gündür restoranda olmasına rağmen Fiko’nun özellikle çocuklu ailelerin büyük ilgisini çektiğini söylüyor. Çocuklar onunla karşılaşınca eğleniyor, fotoğraf çektiriyor, dans etmesini izliyor. Yani Fiko şu an için bir garsondan çok restoranın yeni maskotu gibi görünüyor.

Fakat mesele yalnızca eğlenceden ibaret değil.

Bugün yemek taşıyan, müşteriyi karşılayan veya masa toplayan robotlara şaşırıyoruz. Yarın aynı teknolojiyi otellerde, mağazalarda, hastanelerde, fabrikalarda ve daha pek çok alanda çok daha sık görmemiz şaşırtıcı olmayacak. Teknoloji geliştikçe robotların yapabildiği işler artıyor. Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz görüntüler artık gündelik hayatımızın içine giriyor.

Fiko’nun maaşının ve izin gününün bulunması ise hikâyeye farklı bir mizah katıyor. Elbette robotun gerçekten bir çalışanın sahip olduğu hukuki haklara sahip olduğundan söz etmiyoruz. Buradaki anlatım, işletmenin robota insani bir karakter kazandırmasının parçası. Ancak tam da bu noktada insanın aklına ilginç bir soru geliyor: Robotlara insani özellikler yükledikçe onlarla kurduğumuz ilişki de değişecek mi?

Bugün çocuklar Fiko’yla dans ediyor. Yetişkinler onun zam istemesine gülüyor. Restoran çalışanları onu bir çalışma arkadaşı gibi görüyor. İnsanlar teknolojiyle duygusal bağ kurmaya başladıkça “makine” ile “çalışma arkadaşı” arasındaki çizgi giderek bulanıklaşabilir.

Madalyonun diğer yüzünde ise çalışanların geleceği bulunuyor.

Robotların insan emeğinin yerini alıp almayacağı uzun süredir tartışılıyor. Burada korkuyla teknolojiye kapıları kapatmak da, hiçbir sorun yaşanmayacağını düşünmek de doğru değil. Robotlar özellikle tekrarlayan ve fiziksel yük oluşturan işleri üstlenerek çalışanların işini kolaylaştırabilir. Ancak işletmeler teknolojiyi yalnızca personel maliyetini azaltmanın yolu olarak görmeye başlarsa çalışma hayatında ciddi dönüşümler yaşanabilir.

Belki de esas soru “Robotlar insanların işini elinden alacak mı?” değil. Asıl soru, “Robotlarla birlikte çalışacağımız yeni düzene ne kadar hazırız?” olmalı.

Fiko şimdilik Ankara’daki bir restoranın neşe kaynağı. Çocuklarla dans ediyor, müşterileri karşılıyor, bazen masaları topluyor, fırsat buldukça da patronundan zam istiyor.

Belki birkaç yıl sonra böyle haberleri okumak bize hiç ilginç gelmeyecek.

Ama şimdilik kabul edelim; haftada bir gün izin yapan, maaşı bulunan ve çalıştıkça daha fazla zam isteyen robot garson Fiko, çalışma hayatının geleceğine dair oldukça eğlenceli bir fragman sunuyor.

Üstelik daha işe başlayalı birkaç gün olmuşken zam istemeyi öğrenmiş olması da gösteriyor ki Fiko, çalışma hayatına sandığımızdan çok daha hızlı uyum sağlamış.

ü