Ramazan ayının 10. günündeyiz. Takvim diyor ki sadece on gün geçti. Ama gönlümüz soruyor: Gerçekten sadece on gün mü?
Bazen bir gün, insana yüz gün gibi gelir. Hele ki oruç tutarken… Açlıkla değil, sabırla sınanırken… Susuzlukla değil, nefsinle mücadele ederken… İşte o zaman takvim yaprakları değil, insanın iç dünyası konuşur.
Ramazan’ın ilk günleri heyecanla başlar. Sofralar hazırlanır, hurmalar özenle seçilir, pideler sıcacık alınır. İlk sahur biraz uykusuz, ilk iftar biraz telaşlıdır. Ama sonra bir ritim başlar. İnsan yavaşlar. Düşünür. İçine döner.
Ve fark eder…
Aslında sadece midesini değil, kalbini de terbiye etmektedir.
Oruç Aç Kalmak DeğilOruç sadece aç kalmak değildir. Aç kalan milyonlar var dünyada. Ama sabreden, kendini dizginleyen, öfkesini yutan, kırıcı olmamaya çalışan insan olmak başka bir şeydir.
Ramazan bize şunu öğretir:
İnsan, en çok konuşurken değil; en çok sustuğunda büyür.
Belki de bu yüzden Ramazan’ın 10. günü insana “yüz gün” gibi gelir. Çünkü insan, on günde yüz kere kendini sorgular. Yüz kere sabrını sınar. Yüz kere “ben nasıl biriyim?” diye sorar.
Sofraların Sessiz Öğretisiİftar sofraları kalabalık olabilir ama aslında çok sessiz öğretmenlerdir. O ilk yudum su, insana şunu hatırlatır:
“Hayatta sahip olduğun her şey nimet.”
Sadece suyun kıymetini değil; annenin, babanın, evladın, dostun kıymetini de hatırlarsın. Bir mesaj atmadığın arkadaşın gelir aklına. Uzun süredir aramadığın akraban. Küstüğün bir komşu.
Ramazan insanı yumuşatır.
Belki de bu yüzden 10 gün, 100 gün gibi gelir. Çünkü insan her gün biraz daha değişir.
Nefsimizle 100 Günlük MücadeleGerçekte 10 gündür oruç tutuyor olabiliriz. Ama hayatın içinde belki 100 gündür sabrediyoruz.
Ekonomik zorluklara, geçim derdine, yorgunluğa, kırgınlıklara…
Ramazan, sadece açlığı değil; hayatın yükünü de daha görünür kılar.
Ama aynı zamanda şunu da söyler:
“Dayanıyorsun. Bak, dayanabiliyorsun.”
Bir insan bir gün aç kalabiliyorsa, bir gün öfkesini yutabiliyorsa, bir gün kırıcı olmamayı başarabiliyorsa… Demek ki daha fazlasını da başarabilir.
Asıl Oruç Nerede?Belki de asıl soru şu:
Biz gerçekten aç mı kalıyoruz, yoksa alışkanlıklarımızdan mı arınıyoruz?
Telefonu daha az kullanıyor muyuz?
Daha az şikâyet ediyor muyuz?
Daha az kırıyor muyuz?
Ramazan sadece mideye değil, dile ve kalbe de oruç tutturabiliyorsa anlamlıdır.
Bugün 10. gün. Daha önümüzde 20 gün var.
Ama belki de mesele kaç gün kaldığı değil, geriye nasıl bir insan bıraktığımızdır.
Ramazan bittiğinde, sadece kilo vermiş değil; biraz daha olgunlaşmış olabilir miyiz?
İşte asıl mesele bu.
On gün geçti. Belki bize yüz gün gibi geldi.
Ama belki de o on gün, hayatımıza yüz ders bıraktı.
HABER MERKEZİ