Her yıl 10 Nisan’da başlayan ve bir hafta boyunca devam eden Türk Polis Haftası, bu toprakların en görünmeyen ama en hayati gücünü hatırladığımız özel bir zaman dilimi. Bu yıl Türk Polis Teşkilatı 181. yılını kutlarken, aslında sadece bir kurumun değil; sabrın, cesaretin ve fedakârlığın yıl dönümünü anıyoruz.

Polislik, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında yalnızca bir meslek gibi görülür. Oysa bu üniforma, bir iş tanımından çok daha fazlasını taşır. Gecenin en karanlık saatinde bir kapının çalınması, bir annenin gözyaşını silmek, bir çocuğun korkusunu bastırmak… Bunların hiçbiri görev tanımına yazılmaz ama hepsi bir polisin hayatının parçasıdır.

Bugün sokakta huzurla yürüyebiliyorsak, gece başımızı yastığa koyarken içimiz rahatsa, bunun arkasında çoğu zaman adını bilmediğimiz bir polis memurunun emeği vardır. Belki bir trafik noktasında saatlerce ayakta duran, belki bir olay yerinde saatlerce delil toplayan, belki de ailesinden uzakta nöbet tutan…

Türk Polis Haftası, sadece görev başındaki polisler için değil, aynı zamanda emekli olmuş, ömrünü bu mesleğe adamış isimler için de bir vefa haftasıdır. Üniformayı çıkarmış olabilirler ama taşıdıkları sorumluluk ve hatıralar hiçbir zaman çıkmaz. Çünkü polislik, mesai saatleriyle sınırlı olmayan bir yaşam biçimidir.

Bu hafta boyunca ülke genelinde düzenlenen etkinlikler, törenler ve ziyaretler aslında bir teşekkürün ifadesidir. Ama kabul etmek gerekir ki, bir haftaya sığdırılabilecek bir teşekkür değildir bu. Çünkü onların verdiği emek, her gün, her saat devam eder.

Toplum olarak bazen eleştiririz, bazen eksikleri konuşuruz. Bu da doğaldır. Ancak unutmamamız gereken bir gerçek var: Polis, toplumun aynasıdır. Ne kadar güçlü, bilinçli ve saygılı bir toplum olursak, polisimiz de o kadar güçlü olur.

Bugün belki yapabileceğimiz en anlamlı şey, bir polis gördüğümüzde içten bir “teşekkür ederim” demek. Çünkü bazen en büyük motivasyon, en küçük cümlede saklıdır.

Bir Anlık Öfke, Bir Ömürlük Pişmanlık
Bir Anlık Öfke, Bir Ömürlük Pişmanlık
İçeriği Görüntüle

Türk Polis Haftası vesilesiyle, görevi başında şehit düşen kahramanlarımızı rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duyuyor, görevde olan ve emekli tüm polislerimize şükranlarımı sunuyorum.

Unutmayalım; huzur dediğimiz şey, çoğu zaman bir başkasının fedakârlığı üzerine kuruludur.