Yaklaşık 12 kilometrelik uzunluğa ve 1.500 metreyi bulan genişliğe sahip olan bu sahil, incecik ve beyaz taneli kumlarıyla göz kamaştırıyor. Patara’nın bu etkileyici yapısı, onu sadece bir plaj değil, adeta bir doğa harikasına dönüştürüyor.
Ancak Patara’yı özel kılan yalnızca fiziki özellikleri değil. Nesli tükenme tehlikesi altındaki deniz kaplumbağaları başta olmak üzere birçok canlı türünün yaşam alanı olan plaj, doğal sit alanı ilan edilerek korunuyor. Bu nedenle plaj, ziyaretçilere yalnızca sabah 08.00 ile akşam 20.00 saatleri arasında açık tutuluyor. Bu uygulama hem doğaya saygı hem de bilinçli turizm açısından büyük önem taşıyor.

Plajın denizi genellikle dalgalı ve serin, rüzgarı ise eksik olmuyor. Bu da Patara’yı özellikle rüzgar sörfü gibi su sporlarıyla ilgilenenler için cazip hale getiriyor. Güneşlenmek isteyenler ise bembeyaz kumlarda doğayla baş başa huzurlu saatler geçirmenin tadını çıkarıyor.
Kaş Belediyesi tarafından işletilen Patara Plajı’na giriş ücretli. Ayrıca şezlong ve şemsiye gibi hizmetler için de uygun fiyatlı kiralama seçenekleri sunuluyor.

Eğer yolunuz Kaş’a düşerse, tarihi Likya Yolu üzerindeki bu eşsiz plajı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Çünkü Patara sadece bir deniz tatili değil, aynı zamanda doğaya ve tarihe duyulan hayranlığın da bir ifadesi.
Sıla SOLAKLAR VERİM
