KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarının ardından gerçekleştirdiği ABD temasları kapsamında Washington DC’de Türk basınıyla bir araya geldi. KKTC Washington Temsilciliği’nde düzenlenen toplantıda Kıbrıs meselesinin geleceğinden Birleşmiş Milletler’in rolüne, Güney Kıbrıs’ın askeri ilişkilerinden Türkiye’nin garantörlüğüne kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
“İki egemen eşit devlet politikası”
Kıbrıs meselesinde KKTC’nin bundan sonraki politikasının net olduğunu belirten Ertuğruloğlu, federasyon veya Rum tarafıyla yeni bir ortaklık kurulmasının gündemlerinde bulunmadığını söyledi.
Ertuğruloğlu, “Dış politikada artık gelinen nokta sondur. İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü politikası. Rumlarla yeni bir ortaklık kurma diye bir seçenek yoktur” ifadelerini kullandı.
KKTC yönetimi, son dönemde uluslararası temaslarında da çözüm modelinin iki ayrı devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü üzerine kurulması gerektiği görüşünü dile getiriyor. Ertuğruloğlu, 27 Eylül’de New York’ta yaptığı konuşmada da bu yaklaşımı “tek ada, iki devlet” sözleriyle ifade etmişti.

“Adada komşuluk ilişkileri olabilir”
Geçmişte ortaklık modelinin denendiğini ancak sonuç vermediğini savunan Ertuğruloğlu, bundan sonraki dönemde iki taraf arasında yeni bir ortaklık yerine iki ayrı devlet temelinde komşuluk ilişkilerinin kurulabileceğini belirtti.
Uluslararası toplumun Rum tarafına adanın tek meşru yönetimi olarak yaklaşmaya devam etmesini eleştiren Ertuğruloğlu, mevcut fiili durumun iki ayrı egemen devlet temelinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Ambargo ve izolasyonlara dikkat çekti
Kıbrıs Türk halkının uzun yıllardır uluslararası ambargo ve izolasyonlarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, buna rağmen KKTC’deki sosyoekonomik şartların birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu söyledi.
KKTC’nin dış dünyaya “sefalet içerisinde” veya “işgal altında” bir bölge gibi gösterilmeye çalışıldığını savunan Ertuğruloğlu, adaya gelen kişilerin bunun gerçeği yansıtmadığını gördüğünü ifade etti.
Ertuğruloğlu, KKTC’nin ekonomik ve sosyal yapısının Türkiye’nin desteğiyle güçlendirildiğini belirterek, daha ileri bir seviyeye ulaşmanın kendi sorumlulukları olduğunu kaydetti.
BM ve Güvenlik Konseyi’ne eleştiri
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs meselesindeki rolünü de değerlendiren Ertuğruloğlu, Genel Sekreter’in Güvenlik Konseyi tarafından belirlenen çerçevenin dışına çıkamayacağını savundu.
BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs meselesine yönelik yaklaşımının değişmesi gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, Rum tarafına “Kıbrıs devleti”, Kıbrıs Türk tarafına ise “toplum” muamelesi yapılmaya devam edildiği sürece çözüm konusunda ilerleme beklemediğini söyledi.
Ertuğruloğlu, Güvenlik Konseyi’nin geçmişte aldığı kararların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak mevcut yaklaşım değişmeden müzakere süreçlerinden sonuç çıkmayacağı görüşünü dile getirdi.

“Kıbrıs meselesi Türk ulusunun bir davasıdır”
KKTC’nin dış politikadaki yol haritasının artık belirlenmiş olduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, bundan sonraki önceliğin iç politikada daha güçlü ve refah seviyesi daha yüksek bir yapı oluşturmak olduğunu ifade etti.
Kıbrıs meselesinin yalnızca Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini savunan Ertuğruloğlu, “Kıbrıs meselesi ulusal bir davadır. Türk ulusunun bir davasıdır” dedi.
Güney Kıbrıs’ın askeri ilişkilerine tepki
Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs’ın İsrail başta olmak üzere farklı ülkelerle geliştirdiği askeri ilişkileri de değerlendirdi.
İsrail’in Güney Kıbrıs’taki etkinliğinin artmasından memnun olmadıklarını belirten Ertuğruloğlu, söz konusu askeri ilişkilerin adadaki güvenlik ortamını olumsuz etkileyebileceğini savundu.
Güney Kıbrıs’ın Fransa ve ABD ile askeri iş birlikleri ile İngiltere’nin adadaki üslerine de değinen Ertuğruloğlu, bu gelişmelerin adadaki askeri denge bakımından yakından takip edildiğini söyledi.
“Türk askerinin mevcudiyetiyle sağlanan bir denge var”
KKTC’nin güvenliğinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki varlığı ve Türkiye’nin garantörlüğü sayesinde korunduğunu belirten Ertuğruloğlu, Türk askerinin varlığını caydırıcı bir unsur olarak nitelendirdi.
Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs’ın askeri alanda attığı adımlar karşısında Türkiye’nin gerekli tedbirleri aldığını savunarak, adada Türk askerinin mevcudiyetiyle sağlanan bir askeri denge bulunduğunu ifade etti.
ABD’ye silah satışı sorusu
Washington’daki temaslarında ABD’nin Güney Kıbrıs’a sağladığı askeri desteği gündeme getirdiğini açıklayan Ertuğruloğlu, Amerikan yetkililerine bu eğitim ve silah desteğinin hangi amaçla verildiğini sorduğunu söyledi.
Ertuğruloğlu, ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik askeri desteğine ilişkin tatmin edici bir yanıt alamadığını savundu.
“Güvenebileceğimiz tek aktör Türkiye”
ABD’nin Kıbrıs sorununda arabuluculuk rolü üstlenip üstlenemeyeceğine yönelik değerlendirmelerde de bulunan Ertuğruloğlu, KKTC’nin herhangi bir ülke veya uluslararası aktörü arabulucu olarak kabul etmeye sıcak bakmadığını söyledi.
Ertuğruloğlu, “Bizim güvenebileceğimiz bir tek aktör vardır: Türkiye” ifadesini kullanırken, BM Genel Sekreteri’nin rolünün de arabuluculuk değil “iyi niyet misyonu” olduğunu savundu.
“Güçlü Türkiye, güçlü KKTC”
KKTC’nin uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkilerde Türkiye’nin önemli bir faktör olduğunu belirten Ertuğruloğlu, Türkiye ile KKTC’nin dış politika ve güvenlik konularında birlikte hareket etmeye devam edeceğini söyledi.
“Güçlü Türkiye, güçlü KKTC” mesajı veren Ertuğruloğlu, mevcut iki devletli politikadan geri adım atılmayacağını belirtti.
“Kıbrıslı diye bir millet yok, Türk milleti vardır”
Kıbrıs Türk halkının Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, tarih ve kimlik bilincinin korunması gerektiğini söyledi.
Ertuğruloğlu, “Kıbrıslı diye bir millet yok, Türk milleti vardır. O milletin kopmaz bir parçasıyız” ifadelerini kullanarak KKTC’nin Türkiye ile birlikte hareket etmeyi sürdüreceğini belirtti.
İHA




